Anarşizm için arşiv

NEDEN ANARŞİSTLERİN ÇOĞU ATEİSTTİR?

Posted in Anarşizm with tags on Eylül 8, 2008 by hiaxysheytan

Anarşistlerin çoğunun ateist [tanrıtanımaz] olduğu bir olgudur. Tanrı fikrini reddeder ve tüm din biçimlerine, özellikle de örgütlü dine, karşı çıkarlar. Bugün, laikleşmiş batı Avrupa ülkelerinde, din bir zamanlar sahip olduğu hakim konumu kaybetmiştir. Bu genellikle anarşizmin militan ateizmini garip gözüken bir şey haline getirir. Ancak, dinin olumsuz rolü anlaşıldığında, liberter ateizmin önemi de açıklığa kavuşacaktır. Anarşistlerin din fikrini çürütmenin yanı sıra ona karşı propaganda yapmak için bu kadar zaman harcaması din ve din kurumlarının rolü nedeniyledir.

Peki neden pek çok anarşist ateizmi kabullenmektedir? Bunun en basit yanıtı, çoğu anarşistin bunu anarşist fikirlerin mantıksal bir uzantısı olarak görmeleri sebebiyle ateist olduğudur. Eğer anarşizm gayri meşru otoritelerin reddedilmesiyse, o halde sözde En Büyük Otorite, Tanrı’nın reddedilmesidir de. Anarşizm dini düşünceye değil, mantık, idrak ve bilimsel düşünceye dayanır. Anarşistler inanan değil, şüpheci olma eğilimindedir. Çoğu anarşist Kilise’nin ikiyüzlülüğe bulanmış olduğunu, İncil’in çelişkiler, saçmalıklar ve korkutucu şeylerle dolu bir kurmaca eser olduğunu düşünür. Kadınları aşağılamasıyla kötü bir ün salmış, cinsiyetçiliği rezilcedir. Okumaya devam et

Reklamlar

ANARŞİSTLERİN SAHİ P OLDUKLARI ETİK GÖRÜŞLER NELERDİR?

Posted in Anarşizm with tags on Eylül 8, 2008 by hiaxysheytan

Her ne kadar anarşistlerin tümü bireyin kendi etik duyusunu kendi başına geliştirmesi gerektiği genel inancını paylaşsa da, anarşistlerin etik üzerine bakış açıları büyük ölçüde farklılıklar gösterir. Tüm anarşistler, bireyin kendisini mevcut ahlak ilminin [morality] sınırlarından kurtarması ve bu ahlak ilmini sorgulaması gerektiği [noktasında] Max Stirner’e katılacaklardır –“Bir şeyin benim için doğru olup olmadığına ben karar veririm; benim dışımda bir doğru yoktur” (Biricik ve Kendisi, s. 189).

Ancak pek az anarşist Stirner gibi toplumsal etiğe dair tüm kavramları reddecek kadar ileri gider (bunu söylenişken, Stirner’in bunu söylerken –her ne kadar egoistik olsalar da– bazı evrensel kavramlara değer verdiğini [belirtelim]). Bu kadar aşırı bir ahlaki görecielik [relativism] anarşistlerin büyük bir kısmı için ahlaki saltçılık mutlakçılık [absolutism] kadar kötü bir şeydir (ahlaki mutlakçılık iyinin doğru ve yanlışın bireyin ne düşündüğünden bağımsız olduğunu savunurken, ahlaki görecielik ise bireyin uygun gördüğünün ötesinde herhangi bir doğru ve yanlışın iyi ve kötünün olmadığı [şeklindeki] görüştür). Okumaya devam et

ANARŞİSTLER TERÖRİZMİ DESTEKLER Mİ?

Posted in Anarşizm with tags on Eylül 8, 2008 by hiaxysheytan

Hayır ve bunun üç sebebi vardır.

Terörizm, masum insanları hedeflemek veya onların ölmesine aldırmamak demektir. Anarşinin var olabilmesi için halk kitlesi sıradan insanlar tarafından yaratılması gerekir. insanları havaya uçurarak, [onların] size inanmasını sağlayamazsınız. İkinci olarak ise, anarşizm kendini-özgürleştirmekle ilgilidir. Toplumsal ilişkileri havaya uçuramazsınız. Özgürlük, bir avuç seçkinin çoğunluk adına yöneticileri ortadan kaldırması eylemiyle yaratılamaz. Basitçe ifade edilirse, “yüzlerce yıllık bir tarihe dayanan bir yapıyı birkaç kilo patlayıcıyla tahrip edemezsiniz” (Kropotkin, Martin A. Millar’ın alıntısı, Kropotkin, s. 174). İnsanlar yöneticilere ihtiyaç duydukları sürece, hiyerarşi var olacaktır (bu konuda daha fazlası için Kısım A.02.16’ya bakınız). Daha önce de vurguladığımız üzere özgürlük verilemez, ancak alınabilir. Son olarak, anarşizm özgürlüğü amaçlar. Bu nedenle Bakunin, “bir kimse insanlığın kurtuluşu için devrimi hedefliyorsa, erkeklerin {ve kadınların} hayatlarına ve hürriyetlerine karşı saygılı olmalıdır” yorumunu yapar (K.J. Kenafick’in alıntısı, Michael Bakunin ve Karl Marks, s. 125). Çünkü, anarşistlere göre araçlar amaçları belirler; ve terörizm, doğası itibariyle, bireylerin hayatlarını ve hürriyetlerini ihlal eder, dolayısıyla anarşist toplumu yaratmak için kullanılamaz. Örneğin Rus Devrimi tarihi, Kropotkin’in “eğer yalnızca terörle kazanılırsa gelecek devrim çok üzücü olacaktır” öngörüsünü onaylar (Millar’ın alıntısı, Op.Cit., s. 175). Okumaya devam et

İNSANLARIN ÇOĞU ÖZGÜR BİR TOPLUMUN İŞLEMESİ İÇİN FAZLASIYLA APTAL DEĞİL Mİ?

Posted in Anarşizm with tags on Eylül 8, 2008 by hiaxysheytan

Bu soruya anarşist SSS’da yer verdiğimiz için üzgünüz; ama biliyoruz ki, birçok politik ideoloji açıkça sıradan insanların kendi yaşamlarını idame ettirmek ve toplumlarını işletebilmek için fazlasıyla aptal olduğunu varsayıyor. Sağ’dan Sol’a kadar, kapitalist siyasi gündemin tüm unsurları bu tür iddialarda bulunan insanları içerir. İster Leninistler olsun, isterse Fabiancı veya Objektivist olsun; az sayıda insanın yaratıcı ve zeki olduğu ve bu insanların diğerlerini yönetmesi gerektiği varsayılır. Genellikle, bu seçkincilik, ideologlarının –insanlara arzuladıklarını söylemek suretiyle [insanların] eleştirel düşüncelerini kısırlaştırmaya çalışarak– “özgürlük”, “demokrasi” ve diğer yavan şeylere dair söyledikleri akıcı retorikle iyi bir şekilde gizlenmektedir.

Yine “doğal” seçkinlere inananların kendilerini en yukarıya layık görmeleri, hiç de sürpriz olmayacaktır. Öte yandan, kendilerini devasa bir “saatin saniyelerini gösteren ibreler” yığınının bir parçası olarak gören (diğer insanları göz ardı ederek Ayn Rand’ın fikirlerini papağan gibi tekrar eden kimseleri görmek daima eğlencelidir) veya “gerçek” kapitalizmin bilinmeyen “ideali”nde tuvalet temizleyicisi olacak “objektivistler”i ise henüz keşfedebilmiş değiliz. Seçkinci metinleri okuyan herkes kendini bu “seçilmiş azınlığın” bir parçası olarak görecektir. Seçkinci bir toplumda seçkinleri doğal olarak nitelendirmek ve kendinizi de onun potansiyel bir üyesi olarak görmeniz gayet “doğal”dır. Okumaya devam et

ANARŞİZMİN İŞLEMESİ İÇİN “MÜKEMMEL” İNSANLAR MI GEREKİR?

Posted in Anarşizm with tags on Eylül 8, 2008 by hiaxysheytan

Hayır. Anarşi bir ütopya, bir “mükemmel” toplum değildir. [Anarşi], insanoğulları ile ilgili olan tüm sorunları, umutları ve korkuları içeren bir insan toplumu olacaktır. Anarşistler, anarşinin işler olması için insanoğullarının “mükemmel” olması gerektiğini düşünmezler. Sadece özgür olmaları gerekir. Bu nedenle Christie ve Meltzer [şöyle derler]:

“Devrimci sosyalizmin {yani anarşizmin} işçilerin ‘idealize edilmesi’ olduğu ve {bu nedenle} bugünkü hataları resitalinin sınıf savaşımının çürütülmesi olduğu yaygın bir yanlış inanç{tır} … özgür bir toplumun ahlaki veya etik mükemmellik olmaksızın var olabileceği … ahlaki açıdan mantıksız gözükür. Ancak {varolan} toplumun devrilmesi söz konusu olduğu müddetçe, insanların kusurları ve önyargıları olgusunu –kurumsallaşmadıkları sürece– göz ardı edebiliriz. Bir kimse, kaygıya kapılmaksızın, işçilerin, ‘entelektüel’in toplumsal inayetine mazhar olmadan veya mevcut toplumun aile disiplininden yabancı korkusuna kadar çeşitli önyargılarını değiştirmeden çok daha önce çalıştıkları yerlerin kontrolünü ele geçirebilecekleri olgusunu görebilir. Sanayiyi patronlar olmadan yönetebildikleri sürece ne önemi var ki? Önyargılar özgürlükte solarlar ve ancak toplumsal iklim uygun olduğunda serpilirler … Bizim söylediğimiz şey [şudur:] … bir kez yaşam tepeden dayatılan otorite olmadan sürdürüldüğünde ve dayatılan otorite emeğin hizmetinden geri çekilmesiyle ayakta kalamadığında, otoriterlik önyargıları ortadan kaybolacaktır. Onlar için özgür eğitim sürecinden başka bir tedavi yoktur” (Anarşinin Bent Kapakları, s. 36-7). Okumaya devam et

PEKİ YA “İNSAN DOĞASI”?

Posted in Anarşizm with tags on Eylül 8, 2008 by hiaxysheytan

Anarşistler, “insan doğası”nı gözardı etmek bir yana, bu kavrama derin bir anlam ve düşünüş kazandıran tek politik kuramdır. “İnsan doğası” sıklıkla anarşizme karşı argümanlarda son savunma hattı olarak ortaya atılır, çünkü bunun cevaplanamaz olduğu düşünülür. Ancak durum hiç de böyle değildir. Her şeyden önce, insan doğası karmaşık bir şeydir. Eğer insan doğası ile “insanların yaptıkları şeyler” ifade ediliyorsa, insan doğasının çelişkili olduğu açıktır –aşk ve nefret, merhamet ve kalpsizlik, barış ve şiddet ve benzerleri; tüm bunlar insanlar tarafından ifade edilmektedirler ve bu nedenle de tümü de “insan doğası”nın birer ürünüdür. Doğaldır ki “insan doğası” olarak düşünülen şey, değişen toplumsal koşullarla beraber değişebilir. Örneğin, kölelik binlerce yıl boyunca “insan doğası”nın bir parçası ve “normal” olarak görüldü. Homoseksüellik eski Yunanlılarca tamamen normal görülürken, binlerce yıl sonra Hristiyan kilisesi tarafından doğaya aykırı [anormal] bir şey olarak suçlandı. Savaş ancak devletler geliştiğinde “insan doğası”nın bir parçası haline geldi. Bu nedenle Chomsky [şöyle der]: Okumaya devam et

GÖNÜLLÜLÜK NEDEN YETERLİ DEĞİLDİR?

Posted in Anarşizm with tags on Eylül 8, 2008 by hiaxysheytan

Gönüllülük, hürriyeti azami kılmak için birliğin gönüllü olması gerektiğini ifade eder. Anarşistler, bireylerin sadece özgür sözleşmelerle oluşturulmuş özgür birlikler içinde hürriyetlerini geliştirip, büyütüp, ifade edebileceklerine inanmaları sebebiyle açıkça gönüllüdürler. Ancak şurası açıktır ki, kapitalizmde gönüllülük hürriyeti azami kılmakta kendi başına yeterli değildir.

Gönüllülük söz vermek (yani sözleşmeler yapma özgürlüğü) ve söz vermek ise bireylerin bağımsız karar alma ve rasyonel düşünme yetisine sahip oldukları anlamına gelir. Bunun yanı sıra, [bireylerin] hareket ve ilişkilerini değerlendirebileceklerini ve [bunları] değiştirebileceklerini varsayar. Kapitalizmde yapılan sözleşmeler ise gönüllülüğün bu anlamlarıyla çelişir. Teknik olarak “gönüllü” olsa da (her ne kadar aslında bunun böyle olmadığı Kısım B.04’de gösterilse de), kapitalist sözleşmeler hürriyetin reddedilmesine neden olur. Okumaya devam et