BELLİ BAŞLI ANARŞİST DÜŞÜNÜRLER KİMLERDİR?

Her ne kadar 17. ve 18. yy’da Gerard Winstanley (The New Law of Righteousness [Dürüstlüğün Yeni Yasası], 1649) ve William Godwin (Enquiry Concerning Political Justice [Siyasi Adalet Hakkında Sorgulamalar İnceleme], 1793) anarşizm felsefesini ortaya koymaya başlamış olsalar da, anarşizmin sistemliatik, gelişmiş bir programa sahip tutarlı uyumlu bir kuram olarak ortaya çıkması 19. yy’ın ikinci yarısından önce olmamıştır. Bu çaba temel olarak dört kişi tarafından başlatılmıştır –bir Alman Max Stirner (1806-1856), bir Fransız Pierre-Joseph Proudhon (1809-1865) ve iki Rus Michael Bakunin (1814-1876) ile Peter Kropotkin (1842-1921). Bu kişiler, Emekçi nüfusun çalışan kesimleri un içinde yaygın bir olarak dolaşanıma sahip fikirleri ele alarak, onları yazılı bir halde ifade etmişlerdir.

Alman romantik felsefesinin atmosferi içinde doğan Stirner’in anarşizmi (The Ego and Its Own [Biricik ve Kendisi] adlı eserinde açıkladığı üzere) benzersiz [unique, eşsiz] her bir bireyi her şeyin üzerinde –devlet, mülkiyet, yasa veya görev gibi– tutan bir aşırı bir bireycilik veya egoizm biçimiydi, şeklindeydi. Onun fikirleri hala anarşizmin köşetaşı olarak durmaktadır. Hem kapitalizme hem de devletçi sosyalizme saldıran Stirner, kapitalizmin ve onun destekçisi devletin egoist bir eleştirisiyle hem komünist hem de bireyci anarşizmin temellerini atmıştır. Max Stirner, kapitalizm ile devletin yerine “egoistlerin birliğini”; yani özgürlüklerini azamileştirmek ve (dayanışma için duygusal olanları da içerecek şekilde), veya Stirner’in adlandırdığı üzere “ilişki”yi [intercourse] de içermek üzere) arzularını tatmin etmek amacıyla için eşitler olarak dayanışan benzersiz biricik [her biri birbirinden ayrı, ing. unique] bireylerin [oluşturduğu] özgür birliklerini teşvik eder. Böyle bir birlik hiyerarşik olmayacaktır, çünkü, Stirner’in de şüphe duyduğu gibi, “en doğal ve en aşikar çıkarları söz konusu olduğunda çoğu üyesinin kendisinin uyutulmasına izin vereceği bir birlik aslında Egoistlerin birliği midir? Birisi bir başkasının kölesi veya serfiyken, bu biraraya toplananlar gerçekten de ‘Egoist’ olabilirler mi?” (Ne Tanrılar, Ne Efendiler, cilt 1, s. 24).

Bireycilik tanımsal olarak toplumsal koşulları değiştirmek üzereyi amaçlayan somut bir program içermez. Buna, kendini ilk defa açıkça anarşist olarak tanımlayan Pierre-Joseph Proudhon tarafından teşebbüs etdilmiştir. Onun karşılıkçılık, ve federalizm ve öz-yönetim [self-management] ve birlik [association] kuramlarının anarşizmin kitlesel bir hareket olarak büyümesinde köklü etkileri olmuştur, ve anarşist bir dünyanın nasıl işleyebileceğini ve düzenlenebileceğini bütün ayrıntılarıyla izah etmiştir açığa kavuşturmuştur. Proudhon’un çabasının gerek bir devlet karşıtı ve anti-kapitalist hareket olarak gerekse bir fikirler kümesi olarak anarşizmin temel mizacını belirlediğini söylemek abartı olmaz. Bakunin, Kropotkin ve Tucker, tümü de onun fikirlerinden esinlenlenmiş; ve Proudhon’un fikirleri, her düşünce tarzının iki akımın da karşılıkçılığın farklı yönlerini vurgulamasıyla beraber, hem toplumsalcu hem de bireyci anarşistlerin en yakın doğrudan [esin] kaynağı haline gelmiştir. What is Property [Mülkiyet Nedir], Economic Contradictions [Ekonomik Çelişkiler], The Principle of Federation [Federasyon İlkesi] ve The Political Capacity of the Working Classes [Çalışan İşçi Sınıflarının Politik Siyasi Kapasitesi] Proudhon’un temel eserleri arasındadır. Karşılıkçılığın ne olduğunu ilişkin en ayrıntılı tartışma The General Idea of Revolution [Genel Devrim Fikri] eserinde bulunabilir. Fikirleri gerek Fransız Emek hareketini gerekse 1871 Paris Komününü derinden etkileşmiştir.

Proudhon’un fikirleri, alçakgönüllülükle kendi fikirlerinin Proudhon’unkilerin “kapsamlı bir şekilde genişletilmiş ve … nihai sonuçlarına vardırılmış” hali olduğunu söyleyen Bakunin tarafından geliştirildi (Michael Bakunin: Selected Writings [Michael Bakunin: Seçme Yazılar], s. 198). Ancak, [Bakunin bu sözleriyle] anarşizmin gelişimesindeki kendi rolüne zarar vermektedir. Çünkü Bakunin mModern anarşist aktivizmin eylemlilik ve fikirlerin gelişmesinde merkezi bir şahsiyettir. kişilik olan Michael Bakunin; Öözgür, sınıfsız bir toplumun yaratılmasındaın araçları olarak kolektivizmin, kitlesel başkaldırının, devrimin ayaklanma ve militan emek hareketine katılmanın önemini kendiliğinden [aniden olan, ing. spontaneous] isyan’ın rolünü vurgulamıştır. Ayrıca, Proudhon’un cinsiyetçiliğini reddetmiş ve ataerkiyi anarşizmin karşı çıktığı toplumsal kötülükler listesine dahil etmiştir. Bakunin O aynı zamanda liberalizmin soyut bireyciselliğini özgürlüğün inkar edilmesi engellenmesi olarak reddederek, insanlığın ve bireyselliğin toplumsal mizacını doğasını önemle vurgulamıştır. Fikirleri, 20. yy.’da radikal emek işçi hareketlerinin geniş kesimleri büyük bir kısmı arasında hakim hale gelmiştir. Aslında, birçok fFikriirlerinin sonradan sendikalizm veya anarko-sendikalizm olarak adlandırılacak [görüşlerin] neredeyse aynısıdır. Bakunin –1936’da en önemli anarşist toplumsal devrimin meydana geldiği gerçekleştiği İspanya başta olmak üzere– birçok sendika hareketini etkilemiştir. (Tek kitabı) Anarchy and Statism [Anarşi ve Devlet], God and the State [Tanrı ve Devlet], The Paris Commune and the Idea of State [Paris Komünü ve Devlet Fikri] ve birçok başka eseri vardır. Sam Dolgoff tarafından düzenlenen Bakunin on Anarchism [Bakunin ve Anarşizm] başlıca temel yazılarının mükemmel bir derlemesidir. Brian Morris’in Bakunin: The Philosophy of Freedom [Bakunin: Özgürlüğün Felsefesi] Bakunin yaşamı ve fikirleri hakkında mükemmel bir giriştir.

Eğitimi itibariyle bir bilim insanı adamı olan Peter Kropotkin, anarşistler arasında en yaygın kabul gören olarak savunulan kuram — komünist-anarşizm– olmayaı sürdüren devam eden, geleceğin toplumu için derinlemesine öneriler içeren, modern koşulların karmaşık ince ve ayrıntılı bir anarşist analizini yapmıştır şekillendirmiştir. İnsanlık içindeki [insan türünün kendi içindeki] (ve diğer türler[in de kendi] içlerindeki) rekabetin taraf olanların çıkarları için en iyisi olmadığına dikkat çekerek, karşılıklı yardımlaşma’nın bireylerin gelişmesi ve olgunlaşmasının için en iyi aracıç olduğunu belirtmiştir. Bakunin gibi o da doğrudan, ekonomik, sınıf savaşımının ve anarşistlerin başta işçi sendikaları olmak üzere tüm halk hareketlerine katılımının önemini vurgulamıştır. Proudhon ile Bakunin’in komün fikrini alarak, onların öngörülerini özgür bir toplumun toplumsal, ekonomik ve kişisel yaşantısının nasıl işleyeceğine yönelik bir vizyon [meydana getirecek şekilde] genelleştirmiştir. Bir yandan, anarşizmi “toplum içerisinde halihazırda belirgin olan (ve onun daha sonraki evrimine işaret edebilecek olan) eğilimlerin incelenmesiyle bilimsel bir temel üzerine” oturtmayı amaçlarken, aynı zamanda da anarşistleri “fikirlerini doğrudan doğruya emek örgütlenmeleri içerisinde geliştirmelerini ve bu sendikaları parlamenter yasamaya güven güvenmeksizin sermayeye karşı doğrudan savaşıma sevk etmeye” çağırır (Anarchism [Anarşizm], s. 298 ve s. 287). Bakunin gibi o da bir devrimciydi ve yine Bakunin gibi onun fikirleri de yeryüzü üzerindeki özgürlük mücalelerine esin kaynağı olmuştur. Mutual Aid [Karşılıklı Yardımlaşma], The Conquest of Bread [Ekmeğin Fethi], Fields, Factories and Workshops [Tarlalar, Fabrikalar ve Atölyeler], Modern Science and Anarchism [Modern Bilim ve Anarşi], Act for Yourself [Kendiniz İçin Davranın], The State: Its Historic Role [Devlet: Tarihsel Rolü], Words of Rebel [Bir Asinin Sözleri] ve pek çok pekçok başka eseri vardır. Devrimci broşürleri Anarşizm başlığıyla topluca yayınlanmıştır ve fikirleriyle ilgilenen herkes için temel bir okumadır.

Bu “kurucu anarşistler” tarafından öne sürülen çeşitli kuramlar aslında tamamen birbirini dışlamamaktadır [mutually exclusive]; birçok yoldan pekçok şekilde birbirleriyle bağıntılıdırlar ve bir belli ölçülerde toplumsal yaşamın hayatın farklı düzeylerine göndermeler yapmaktadırlar. Bireycilik özel hayatımızın idaresiyle gidişatı ile yakından ilgiişkilidir: kendi benzersizliğimizi ve hürriyetimizi, ancak başkalarının da diğerlerinin benzersizliğini biricikliğini ve özgürlüğünü kabul edersek, onlarla birlikler kurarak kendi biricikliğimizi ve hürriyetimizi koruyabilir, azamileştirebiliriz; karşılıkçılık bizim diğerleriyle olan genel ilişkilerimizle ilintilidir: birlikte karşılıklı bir şekilde olarak birarada çalışarak ve işbirliği yaparak, başkaları için çalışmamamızı güvence garanti altına alırız. İnsanların kendi faydası leri ve ortak fayda için çalıştığı anarşizmde üretim kolektivist olacaktır; ve daha kapsamlı politik geniş siyasi ve toplumsal kararlar komünal olarak alınacaktır.

Anarşist düşünce okullarının ayrı ayrı anarşistlerin adlarıyla anılmadığı da vurgulanmalıdır. Yani, (sadece üç olasılıktan bahsedersek) anarşistler “Bakuninci”, “Proudhoncu” veya “Kropotkinci” değildir. Anarşistler, Malatesta’dan alıntılarsak, “insanların değil fikirlerin peşinden giderler ve bir ilkeyi bir kişide cisimlendirme alışkanlığına karşı isyan ederler”. Bu, onun Bakunin’den “büyük ustamız ve esin kaynağımız” diye bahsetmesini engellemez (Errico Malatesta: Life and Ideas [Errico Malatesta: Yaşamı ve Fikirleri], s. 199 ve s. 209). Aynı şekilde, ünlü anarşist düşünürlerin yazdığı her şey otomatikman liberter değildir. Örneğin, Bakunin yaşamının ancak son yılında anarşist olmuştu (bu, anarşizme saldırmak amacıyla Marksistlerin onun anarşist-öncesi dönemini kullanmasını durdurmaz!) Proudhon 1850’lerde anarşizmden uzaklaşmış, ancak daha sonra 1865’teki ölümünden hemen önce (tamamen anarşist olmasa bile) daha anarşistçe bir konuma geri dönmüştür. Benzer şekilde, Birinci Dünya Savaşı sırasında Kropotkin’in veya Tucker’ın müttefikler lehine olan argümanlarının anarşizmle hiçbir ilgisi yoktur. Dolasıyla, söz gelişi Proudhon’un cinsiyetçi bir domuz olmasından dolayı anarşizmin kusurlu olduğunu söylemek anarşistleri ikna etmez. Örneğin, Rousseau’nun kadınlara ilişkin görüşlerinin Proudhon kadar cinsiyetçi olmasından ötürü kimse demokrasiyi dışlamayacaktır. Herhangi bir şey için geçerli olduğu gibi, modern anarşistler de bir dogma değil esin kaynağı bulmak amacıyla daha önceki anarşistlerin yazılarını incelerler. Sonuç olarak, “ünlü” anarşist düşünürlerin liberter olmayan düşüncelerini reddederken, onların anarşist kuramın gelişimine yaptıkları olumlu katkıları muhafaza ediyoruz. Bu konunun üzerinde bu kadar durduğumuz için üzgünüz, ancak anarşizmin Marksist “eleştirisi”nin büyük bir kısmı esas olarak ölmüş anarşist düşünürlerin olumsuz yönlerine işaret etmekten ibarettir ve böyle bir yaklaşımın bariz aptallığını açıkça ifade etmek en iyisidir.

Tabii ki Kropotkin’in ölümüyle anarşist fikirlerin gelişimi durmadı. Ne de bunlar sadece dört kişinin adamın üretisidirler. Anarşizm, bizzat doğası gereği, farklı düşünürleri ve aktivistleriyle gelişen bir kuramdır. Örneğin, Bakunin ile Kropotkin yaşarken fikirlerine ilişkin birçok yönü liberter aktivistlerden edinmiştir. Örneğin, Bakunin, Proudhon’un takipçilerinin 1860’lardaki Fransız emek hareketi içindeki uygulamaya yönelik faaliyetini desteklemiştir. Komünist-anarşizm kuramını geliştirmekle ilişkilendirilen Kropotkin, Bakunin ölümünden sonra ve anarşist olmasından önce Birinci Enternasyonal’in liberter kanadında geliştirilmiş olan fikirlerin ünlü bir yorumcusudur. Dolayısıyla, anarşizm dünya üzerine yayılmış , her biri de toplumsal değişime yönelik genel hareketin bir parçası olarak kendi ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde anarşist kuramı şekillendiren ve geliştiren onbinlerce düşünür ve aktivistin bir ürünüdür. Burada, bahsedilebilecek birpekçok diğer anarşistin ancak çok azından bahsedebileceğiz.

Stirner Almanya’dan çıkan yagene ünlü anarşist değildir. Birkaç özgün anarşist daha çıkmıştır. Gustav Launder radikal görüşlerinden ötürü Marksist Sosyal-Demokrat Parti’den atılmış ve çok geçmeden kendisi anarşist olarak adlandırmıştı. Ona göre, anarşi “insanın devlet, kilise ve sermaye putlarından kurtuluşunun bir ifadesiydi” ve “özgür ilişkilenme ve birlik, otoritenin yokluğu” lehine “tepeden, bürokrasi tarafından düzenlenen Devlet sosyalizmi”ne karşı savaşmıştı. Fikirleri Proudhon ile Kropotkin’in fikirlerinin bir birleşimidir ve öz-yönetimli topluluklar ile kooperatiflerin gelişimini toplumu değiştirmenin aracı olarak görüyordu. En fazla şu kavrayışıyla tanınır: “devlet bir durum, insanoğulları arasındaki belli bir ilişki, onlar arasındaki bir davranış tarzıdır; onu, başka ilişkiler geliştirerek, birbirimize karşı farklı şekillerde davranarak tahrip edeceğiz” (Peter Marshall’ın alıntısı, Demanding Impossible [İmkansızı İstemek], s. 410 ve s. 411). 1919 Münich devrimine ön saflarda katıldı ve [devrimin] Alman devleti tarafından ezilmesi sırasında katledildi. For Socialism [Sosyalizm İçin] kitabı ana fikirlerinin mükemmel bir özetidir.

İlk önce bir Marksist olan ve Reichstag’a seçilen, ancak daha sonra Kaiser ve ruhban sınıfı aleyhine yazıları nedeniyle sürgün edilen, oy kullanmanın yararsızlığını görüp anarşist olan Johann Most dikkat çeken bir diğer Alman anarşistidir. Amerikan anarşist hareketinde önemli bir rol oynamış, bir süre Emma Goldman ile birlikte çalışmıştır. Büyük bir düşünürden çok bir propagandacı olan Most’un devrimci mesajı sayısız insanın anarşist olmasında esinlendirici olmuştur. Mesleği ciltçilik olan, Doğu Londra’da Yahudi emek hareketi içerisinde önemli bir rol oynayan Rudolf Rocker [da bir Alman anarşistidir] (ayrıntılar için otobiyografisine, The London Years [Londra Yılları], bakınız). Anarcho-syndicalism’e [Anarko-sendikalizm] kesin bir giriş yapmış, Anarchism and Sovietism [Anarşizm ve Sovyetizm] gibi makalelerinde Rus Devrimi’ni incelemiş ve Tragedy of Spain [İspanya’nın Trajedisi] gibi broşürlerde İspanyol devrimini savunmuştur. Nationalism and Culture [Milliyetçilik ve Kültür] adlı çalışması, gerek politik düşünürlerin gerekse iktidar politikasının incelenmesiyle beşeri kültürün inceden inceye bir incelemesidir. Milliyetçiliği ayrıntısıyla inceler, ulusun devletin sebebi değil sonucu olduğunun yanı sıra saçma olmasından dolayı ırk bilimini kabul etmemesini açıklar.

Emma Goldman ve Alexander Berkman, Birleşik Amerika’daki önde gelen iki anarşist kuramcı ve aktivisttir. Goldman, Stirner’in egoizminin ve ile Kropotkin’in komünizminin en iyi [taraflarını] biraraya getirerek, tutkulu ve güçlü bir kuram ortaya çıkardı. Bir sendikalizm savunucusu olmasının yanı sıra, aAnarşizmi feminist kuramın ve aktivizmin merkezine yerleştiren de yine odur (Anarchism and Other Essays [Anarşizm ve Diğer Makaleler] ve Red Emma Speaks [Kızıl Emma Konuşuyor]’a bakınız). Emma’nın yaşamboyu arkadaşı olan Alexander Berkman What is Communist Anarchism? [Komünist Anarşizm Nedir?] (What is Communist Anarchism? [Komünist Anarşizm Nedir?] veya ABC of Anarchism [Anarşizmin ABC’si] olarak da bilinir) adlı eseriyle anarşist fikirlere klasik bir giriş yapmıştır. Goldman gibi anarşistlerin emek hareketine katılmasını destekleyen [Berkman] üretken bir hatip ve yazardı (Life of An Anarchist [Bir Anarşistin Yaşamı] adlı kitap en iyi makale, kitap ve broşürlerinden oluşan mükemmel bir derlemedir). Aralık 1919’da, Hem o hem de Goldman 1917’deki devrimininden Amerikan halkının önemli bir kesimini radikalleştirmesinin ardından [Berkman] ile Goldman ABD hükümeti tarafından sonra özgür topraklarda kalmaları fazlasıyla tehlikeli bulunarak sınırdışı edilerekdiler, Rusya’ya gönderildiler. Hür topraklarda yaşamalarına izin verilemeyecek kadar tehlikeli görülüyorlardı. Tam olarak iki yıl sonra Rusya’ya gitmelerini mümkün kılacak pasaportları ellerine geçti. İç savaşın sona ermesinin ardından 1921 Mart’ından Kronştad devriminin Bolşeviklerce boğazlanması, Bolşevik diktatörlüğün devrimin ölümü anlamına geldiğine onları en sonunda inandırdı. Bolşevik yöneticiler, ilkelerine bağlı kalan iki samimi devrimcinin ayrılmasını görmesinden fazlasıyla memnundular. Rusya’nın dışına çıkar çıkmaz, Berkman bir yandan güncesini The Bolshevik Myth [Bolşevik Efsane] adıyla kitaplaştırken, bir yandan da (aralarında The Russian Tragedy [Rus Trajedisi] ve The Kronstadt Rebellion [Kronştad Ayaklanması] olmak üzere) devrimin kaderi üzerine çok sayıda makale yazdı. Goldman klasik çalışması My Disillusionment in Russia [Rusya’daki Hayal Kırıklığım]’ı ve ünlü otobiyografisi Living My Life [Hayatımı Yaşarken]’i yayınladı. Troçki’nin Kronştad ayaklanması hakkındaki yalanlarını çürütmek üzere Trotsky Protest Too Much [Troçki Çok Fazla Protesto Ediyor]’u yazmaya da zaman buldu.

Berkman ile Goldman’ın yanı sıra, Birleşik Devletler başka dikkat çekici aktivistler ve düşünürler de ortaya çıkardı. Keza mMakaleleri, şiirleri ve konuşmalarıyla hem ABD’de, hem de uluslararası anarşist kuramı zenginleştiren Voltairine de Cleyre ABD anarşist hareketi içerisinde önemli bir rol üstlendi. Anarchism and American Tradition [Anarşizm ve Amerikan Geleneği] ve Direct Action [Doğrudan Eylem] gibi klasikleri yazdı. Bunlar, başka makaleleri ve bazı ünlü şiirleriyle birlikte The Voltairine de Cleyre Reader [Voltairine de Cleyre Okumaları] içerisinde yer aldı. Ayrıca, Anarchy! An Anthology of Emma Goldman’s Mother Earth [Anarşi! Emma Goldman’ın Mother Earth’ünün Antolojisi] adlı kitap onun yazılarının yanı sıra dönemin faal diğer anarşistlerinin yazılarından oluşan iyi bir derlemedir. 1886’da Şikago Şehitlerinin devletçe katledilmesi hakkındaki konuşmaları da ilgi çekebilecek bir diğer derlemedir (bakınız the First Mayday: The Haymarket Speeches 1895-1910 [İlk Bir Mayıs: Haymarket Konuşmaları 1895-1910]). Hastalığın izin vermediği zamanlar hariç her 11 Kasım’da onların anısına konuşma yapmıştır. Albert Parsons’un Anarchism: Its Philosophy and Scientific Basis [Anarşizm: Felsefesi ve Bilimsel Temelleri] adlı kitabı, Şikago Şehitleri’nin temsilcileri olduğu daha önceki anarşistler kuşağının fikirleriyle ilgilenenler için temel okumadır.

Amerika başka bir yerinde, Ricardo Flores Magon, Diaz diktatörlüğüne karşı 1906 ve 1908’de gerçekleşen iki başarısız ayaklanma örgütleyen (garip isimli) Meksika Liberal Partisi’ni 1910’da kurarak, 1910 Meksika devriminin in hazırlıklarının yapılmasına yardımcı oldu. Tierra y Libertad [Toprak ve Özgürlük] gazetesi aracılığıyla hem gelişmekte olan emek hareketini hem de Zapata’nın köylü ordusunu etkiledi. Hiç durmaksızın devrimi “fabrikaların, madenlerin vb. şeylerin mülkiyetinin yanısıra toprakları halka verecek” toplumsal bir devrime dönüştürme gereğini vurguladı. Ancak bu insanların “aldatılmamalarını” sağlayacaktır. Tarımsalcılardan (Zapatista ordusu) bahsederken, Ricardo’nun erkek kardeşi Enrique onların “az ya da çok anarşizme eğilimli oldukları”nı, hem “doğrudan eylemci” hem de “tamamen devrimci bir şekilde hareket etmeleri”nden dolayı birlikte çalışabileceklerini belirtiyordu. “Zenginleri, resmi görevlileri ve papazlık sanatı”nı kovalıyor, bir yandan “tüm resmi kayıtları yakıp özel mülkiyet tapularını kül ediyor”, öte yandan da “özel mülkleri sınırlayan çitleri alaşağı ediyorlardı”. Dolayısıyla, anarşistler “ilkelerimizin propagandasını yapar”ken, Zapatistalar “onları uygulamaya geçiriyordu” (David Poole’nin alıntısı, Land and Liberty [Toprak ve Özgürlük, s. 17 ve s. 25). Ricardo tutukluyken bir Amerikan hapishanesinde öldü ve ironiktir ki Meksika devleti tarafından kahraman olarak ilan edildi.

Güçlü ve dinamik bir anarşist harekete sahip İtalya en iyi anarşist yazarlardan bazılarını ortaya çıkarmıştır. Errico Malatesta 50 yıldan fazla bir süre [boyunca] tüm dünyada anarşizm için tüm dünyada mücadele etmiştir, ve onun yazıları anarşist kuramın en iyileri arasında yer almaktadır. Pratik ve esinlendirici fikirleriyle ilgilenenler için kısa broşürü Anarchy [Anarşi] en iyisidir. (Makalelerinden yapılan derlemeler için, her iİkisi de Vernon Richards tarafından düzenlenen Anarchy [Anarşi] ya da [diğer adı ile] The Anarchist Revolution [Anarşist Devrim]’e ve Malatesta: Life and Ideas [Errico Malatesta: Yaşamı ve Fikirleri]’ne bakılabilirnız). Diyaloğu Fra Contadini: A Dialogue on Anarchy [Fra Contadini: Anarşi Üzerine Diyaloglar], Malatesta’nın yaşamı boyuna uğruna kavga verdiği devrimin oldukça yakın gözüktüğü 1920’de İtalya’da 100.000’den fazla baskısı yapmış, birçok dile çevirlmiştir. O zamanlar Malatesta (kısa zaman içinde 50.000 tiraja ulaşacak olan ilk İtalyan günlük anarşist gazetesi) Umanita Nova’nın editörlüğünü yapıyor, yaklaşık 20.000 üyesi olan ilk ulusal anarşist örgütlenme olan Unione Anarchica Italiana’nın programını yazıyordu. Fabrika işgalleri sırasındaki faaliyetlerinden dolayı 80 anarşistle birlikte 67 yaşında tutuklandı. Bir diğer dikkat çekici İtalyan anarşisti, Malatesta’nın arkadaşı Luigi Fabbri’dir (ne yazık ki Bourgeois Influences on Anarchism [Anarşizmde Burjuva Etkileri] ve Anarchy and ‘Scientific’ Communism [Anarşizm ve ‘Bilimsel’ Komünizm] dışında pek az çalışması İngilizceye çevirilmiştir). Luigi Galleani, “Komünizm basitçe herkesin kendi işlemlerini kendisinin başına düzenleyebilmesi ve tatbik etme idare edebilmesi şansına fırsatına sahip olduğu bir ekonomik bir temeldir” diyen, çok güçlü bir örgütlenmelülük karşıtı [anti-organisational] anarşist-komünizmi geliştirmiştir (The End of Anarchism? [Anarşizmin Sonu mu?]). Camillo Berneri, İspanyol Devrimi sırasında Komünistler tarafından öldürülene kadar İtalyan anarşizmiyle özdeşleşenmiş o eleştirel ve pratik olan o hoş geleneği devam ettirdi. Kropotkin’in federalist fikirleri hakkındaki çalışması bir klasiktir (Peter Kropotkin: His Federalist Ideas [Peter Kropotkin: Federalist Fikirleri]. Kızı Marie-Louise Berneri, trajik bir şekilde genç yaşta ölünceye kadar Britanya anarşist medyasına katkıda bulunmuştur (şu çalışmalarına bakınız Neither East nor West: Selected Writings 1939-48 [Ne Doğu Ne Batı: Seçme Yazılar 1939-1948] ve Journey Through Utopia [Ütopya Boyunca Gezinti]).

Japonya’da, iki dünya savaşı arasında Hatta Shuzo Kropotkin’in komünist-anarşizmini yeni yönlere doğru geliştirdi. “Gerçek anarşizm” adını vererek, kendi ve binlerce yoldaşının içerisinde faal olduğu esasen bir köylü ülkesine somut alternatif olan bir anarşizm yarattı. Sendikalizmin belli bazı yönlerini reddedetmekle birlikte bir yandan işçileri sendikalarda örgütlediler, öte yandan da “uzun süredir özlem duyduğumuz yeni toplumu üzerine inşa edeceğimiz temel taşları, nüfusun çoğunluğunu oluşturan kiracı çiftçilerin uyanmasından başka bir şey olmadığı” için köylüler içerisinde çalıştılar. Hatta’nın yoldaşlarından birisinin ifade ettiği gibi “köy artık sadece bir komünist tarımsal köy olmayıp, tarım ile endüstrinin kaynaşmasından oluşan bir kooperatif toplum olacağı” için onların yeni toplumu endüstri ile tarımı birleştiren merkezsileşmiş komünlere dayanan bir toplum olacaktı. Hatta kendilerinin ideal bir geçmişe geri dönmeyi amaçladıkları fikrini reddediyor ve şunu ifade ediyordu: anarşistler “ortaçağcıların tam zıttıdır. Üretim araçları olarak makinelerden yararlanacağız ve aslında daha da hünerli makineler icat edileceğini ümit ediyoruz” (John Trump’ın alıntısı, Hatta Shuzo amd Pure Anarchism in Interwar Japan [Hatta Shuzo ve Savaş Arası Dönemde Saf Anarşizm], ss. 122-3 ve s. 144).

Bireyci anarşizmin “papa”sıden bahsediğinde “kral” hiç şüphesiz ki Ben Tucker’dır. Ben Tucker, Instead of Book [Kitap Yerine] adlı eserinde, zekasını ve yaratıcılığını özgürlüğün düşmanı olarak gördüğü değerlendirdiği (çoğunlukla kapitalist, ama aynı zamanda bazı toplumsal anarşistler de!) herkese saldırmak için zekâsını ve nükteciliğini tüm düşmanlara karşı kullanmıştır (Çoğunlukla kapitalist, ama aynı zamanda bazı toplumsal anarşistlere de! Örneğin, Kropotkin ile diğer komünist-anarşistleri anarşizmden afaroz eder. Kropotkin bir daha beğenise mazhar olamaz). Tucker, Proudhon’un karşılıkçılığını pre-kapitalist Amerika’nın koşullarına uyarlayarak Josiah Warren, Lysander Spooner, Stephan Pearl Andrews ve William B. Greene gibi dikkati çeken düşünürlerden faydalanmıştır (ayrıntılar için bakınız Rudolf Rocker, Pioneers of American Freedom [Amerikan Özgürlüğünün Öncüleri]). İşçi, zanaatkar ve küçük çiftçileri devlet müdehalesi yoluyla kapitalizmi inşa etmeye kararlı devlete karşı savunan Tucker, kapitalizmi oluşturmak için kullanılan dört devlet tekelinin karşılıklı bankacılık ve toprak ile doğal kaynaklar üzerindeki “ikamet etme ve kullanma” hakkı araçlarıyla güçden düşürüleceği, tamamen kapitalist olmayan bir piyasa yaratılması yoluyla kapitalist sömürünün ortadan kaldırılacağını öne sürdü. Kendisini sağlam bir şekilde sosyalist kampa dahil eden Tucker, (Proudhon gibi) tüm emek-dışı gelirin hırsızlık olduğunu kabul eder ve dolayısıyla kâr, rant ve faize karşı çıkar. Proudhon’un Mülkiyet Nedir? ve Ekonomik Çelişkiler Sistemi ile Bakunin’in Tanrı ve Devlet’ini çevirdi. Tucker’ın yurttaşı Joseph Labadie sendikalarda faal olmanın yanı sıra Tucker’ın dergisi Liberty [Hürriyet]’e de katkı yapmıştır.”Özgürlük, insan ırkının, yaşamın hayatın her alanında insan ırkının daha mutlu koşullara eriştirilmesinde [kullanılabilecek] olası mümkün [olan] en önemli araçtır” diyen oğlu Lawrance Labadie, Tucker’ın ölümünden sonra bireyci-anarşist meşaleyi taşımıştır.

Rus Leo Tolstoy şüphesiz dinsel anarşizmle birlikte akla gelen ilintili olan en ünlü yazardır ve bu eğilimle ilişkntili ruhani ve pasifist fikirlerin yayılmasında çok önemli etkisi olmuştur ye sahiptir. Gandhi ve Catholic Worker Group [Katolik İşçi Grubu] çevresindeki Dorothy Day gibi dikkat çeken insanları etkileyen Tolstoy, anaakım Hristiyanlığın ağırlıklı bir [kesimine] damgasını vuran akılsızca otoriterliğin ve hiyerarşinin karşısında ötesinde [yerine] bireysel sorumluluğu ve özgürlüğü vurgulayan Hristiyanlığın radikal bir yorumlanışınıunu ortaya koydu. Bir diğer radikal liberter Hristiyan William Blake gibi diğer radikal Hristiyan liberterlere benzer bir şekilde Tolstoy’un çalışmaları da, birpekçok Hristiyanın İsa’nın anaakım bugünkü kiliseler tarafından gizlenen liberter içerikli mesajlarına doğru yönelmesinde esin kaynağı olmuştur. Böylece Tolstoy’un yanı sıra ile birlikte Hristiyan Anarşizmi, “Gerçek anlamda Hristiyanlık hükümete son verir”i savunur (örneğin, bakınız Tolstoy’un The Kingdom of God Is Within You [İçinizdeki Tanrının Krallığı İçinizdedir] ve Peter Marshall’ın William Blake: Visionary Anarchist [William Blake: Hayalci Bir Düşsel Anarşist].

Yenilerde ise, Noam Chomsky (Deterring Democracy [Demokrasiye Saldırmak], Necessary Illusions [Kaçınılmaz Yanılsamalar Gerekli Hayaller], World Orders: Old and New [Dünya Düzeni: Eskisi ve Yenisi], Rogue States [Düzenbaz Devletler], Hegemony or Survival [Hegemonya veya Hayatta Kalma] ve birpekçok başka çalışmasındadiğerlerinde) ve Murray Bookchin (diğerlerinin yanı sıra pekçok eserinin yanısıra Post-Scarcity Anarchism [Kıtlık-Ötesi Anarşizm], The Ecology of Freedom [Özgürlüğün Ekolojisi], Toward an Ecological Society [Ekolojik Bir Topluma Doğru] ve Remaking Society [Toplumu Yeniden Şekillendirmek] adlı eserlerinde) toplumsal anarşist hareketin siyasi kuram ve analizin ön saflarında cephesinde kalmasına yardım etmişlerdir. Bookchin’in çalışmaları anarşizmi yeşil hareketin merkezine yerleştirmiştir, ve ekolojik bir toplum yaratmak için hareketi mistikleştirmeyi veya yozlaştırmayı çürütmeyi arzulayanlara karşı daima bir tehdit oluşturmuştur. The Murray Bookchin Reader [Murray Bookchin Okumaları] seçme yazılarından oluşan bir derlemedir. Son zamanlarda, Bookchin’in (liberter olmayı sürdürmekle birlikte) yaklaşık kırk yıldır savunduğu anarşizmle arasına mesafe koyması üzücüdür. Chomsky’nin iyi belgelenmiş ABD emperyalizmine yönelik eleştirileri ve medyanın nasıl işlediği hakkındaki çalışmaları en iyi bilinen eserleridir, ancak başta ünlü yazısı For Reasons of State [Devletin Mantığı Hakkında] içindeki “Notes Anarchism” [Anarşizm Üzerine Notlar] ve anarşist toplumsal devrimi burjuva tarihçiler karşısında savunduğu American Power and the New Mandarins [Amerikan Gücü ve Yeni Mandarinler] içindeki “Objectivity and Liberal Scholarship” [Nesnellik ve Liberal Bilim] olmak üzere anarşist gelenek ve fikirler hakkında epeyce yazmıştır. Daha açık bir şekilde anarşist olan makaleleri Radical Priorities [Radikal Öncelikler] ve Language and Politics [Dil ve Politika]’da bulunabilir. Understanding Power [İktidarı Anlamak] ve The Chomsky Reader [Chomsky Okumaları] düşünceleri hakkında mükemmel girişlerdir.

Britanya’da bir dizi önemli anarşist düşünüre sahiptir. (Muhtamelen şimdiye kadar şövalyeliği kabul eden tek anarşist olan!) Herbert Read anarşist felsefe ve kuram hakkında birçok eser yazmıştır (toplu yazıları için bakınız [Anarşi ve Düzen]. Anarşizmi doğrudan sahip olduğu estetik ilgilerden beslenir ve [Read] inançlı bir pasifisttir. Anarşizmin geleneksel temalarına taze anlayışlar ve ifadeler kazandırmasının yanı sıra düzenli olarak anarşist basına katkıda bulunmuştur (bakınız makalelerin derlendiği A One-Man Manifesto and other writings from Freedom Press [Tek Adam Manifestosu ve Freedom Yayıncılıktan Diğer Yazılar]). Bir diğer pasifist anarşist Alex Comfort’tur. Joy of Sex [Seksin Hazzı]’in yazarı olan Comfort faal bir pasifist ve anarşist idi. Liberter bir perspektiften pasifizm, psikiyatri ve cinsiyet politikası üzerine yazılar yazmıştır. En ünlü anarşist kitabı Authority and Delinquicy [Otorite ve Çocuklarda Suç İşleme]’dir, anarşist broşür ve makaleleri Writings against Power and Death [İktidara ve Ölüme Karşı Yazılar] başlığıyla derlenmiştir.

Ancak en ünlü ve etkili Britanyalı anarşist Colin Ward olsa gerek. Ward, İkinci Dünya Savaşı sırasında Glasgow’da yaşarken yerel bir anarşist gruba rastlamasının ardından anarşist olmuştu. Anarşist olduktan sonra anarşist basına epeyce katkıda bulundu. Freedom dergisinin editörlüğü yanı sıra 1960’lar boyunca etkili aylık Anarchy dergisine de editörlük yaptı (Ward’ın seçtiği bazı makaleler A Decade of Anarchy [Anarşinin On Yılı]’nda bulunabilir). Ancak en ünlü kitabı, Colin Ward, Anarchy in Action [Eylemde Anarşi] ve [diğer eserlerinde] kapitalizm içinde dahi günlük yaşamın anarşist doğasını ortaya çıkarıp arak ve belgeleyerek, Kropotkin’in Mutual Aid’ini [Karşılıklı Yardımlaşma]’sını güncelleştirdiğimiştir Anarchy in Action [Eylemde Anarşi]’dir. Barınma Konut edinme [ing. housing] konusundaki çok sayıda yazısında çalışması, ikiz özelleştirme ve millileştirme kötülüklerine ulusallaştırma ikiz şeytanlarına karşı kolektif kendi kendine yardımlaşmanın ve barınmanın konutların toplumsal yönetiminin önemini vurgulamıştır (bakınız Talking Houses [Evler Hakkında Konuşmak] ve Housing: An Anarchist Approach [Barınma: Anarşist Bir Yaklaşım]). Su kullanımı (Reflected in Water: A Crisis of Social Responsibility [Suya Yansıyanlar: Toplumsal Sorumluluğun Krizi]), ulaşım (Freedom to go: after the motor age [Gitme Özgürlüğü: motor çağının ardından]) ve refah devleti (Social Policy: an anarchist response [Toplumsal Politika: anarşist bir yanıt]) dahil olmak üzere diğer pek çok konuda anarşist bakışla incelemeler yapmıştır. Anarchism: A Very Short Introduction [Anarşizm: Çok Kısa Bir Giriş] anarşizmi ve [anarşizme ilişkin] Ward’ın kendi görüşlerini keşfetmek için iyi bir başlangıç noktasıdır; Talking Anarchy [Anarşi’yi Konuşmak] hem fikirleri hem de yaşamı hakkında mükemmel bir genel değerlendirmedir. Son olarak, her ikisi de anarşist basına yoğun bir şekilde katkıda bulunan ve anarşizm hakkında iki iyi bilinen kısa giriş kitabı yazan Albert Meltzer ve Nicolas Water’in ismini analım (Anarchism: Arguments for and against [Anarşizm: Lehine ve aleyhine argümanlar] ve About Anarşizm [Anarşizm Hakkında]).

Devam edebiliriz; bahsedebileceğimiz daha birpekçok yazar var. Fakat bunların yanı sıra hiç kitap yazmayan, ancak sağduyuları ve aktivizmleri toplum içindeki isyan ruhunu cesaretlendiren ve eskisinin kabuğunda yeni bir dünyanın kurulmasına yardım eden binlerce “sıradan” anarşist militan da vardır. Kropotkin’in ifade ettiği üzere, “anarşizm halkın arasında doğmuştur; ve sadece de halkaın ait olduğu sürece yaşam hayat ve yaratıcı güçle dopdolu olmayı sürdürecektira devam edecektir” (Anarşizm, Kropotkin’s Revolutionary Pamplets [Kropotkin’in Devrimci Yazıları], s. 146).

Anarşist düşünürler üzerine yoğunlaşmanın, hareket içerisinde aktivistler ve entelektüeller arasında bir ayrım benzeri bir şey olduğunu anlamında görülmediğini ümit ediyoruz. Tam tersine. Ancak çok az sayıda anarşist tamamen düşünür veya tamamen aktivisttir. Genellikle her ikisi birdendirler. Örneğin, Malatesta ve Goldman gibi Kropotkin de aktivizminden ötürü hapse atılmıştır. Rus Devrimin faal bir katılımcısı olarak ünlenen Makhno ise [devrim] öncesinde ve sonrasında anarşist basına birçok kuramsal makalesiyle katkıda bulunmuştur. Paris Komünü sırasındaki ve Fransa’da anarşist hareketin inşasındaki militan faaliyetlerin kendisini liberter basına katkı yapmaktan alıkoymayan Louise Michel için de aynı şeyler söylenebilir. Burada ilgilenenlerin fikirlerini doğrudan okuyabilmeleri amacıyla belli başlı anarşist düşünürlerden bahsediyoruz.

ÇEVİRİ: Anarşist Bakış
Kaynak:”A.4 Who are the major anarchist thinkers?”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: