AVRUPA’DA ANARŞİZM, ENTERNASYONALİZM VE ULUSÇULUK: 1860-1939

GİRİŞ

Bu makale, anarşizmin “klasik” dönemi (1860/70-1939) boyunca, Avrupa anarşist ve sendikalist hareketlerinin enternasyonalizmi üzerine odaklanacaktır [01]. Her ne kadar anarşizm ile anarşistlerin ulusçuluğunk [nationalism, milliyetçilik] ve ulusal [national, milli] hareketlerin tam karşıtı olduğu varsayılsa da, onlar da, aynen sosyalistler ve sosyalizm ideolojisi (ve hatta Marksizm) gibi, hem ulusçulukla hem de ulus-devletle yakın ve sembiyotik bir ilişki içerisindeydiler olmuştur [02]. Ve bBu, tamamen sosyalizm ile komünizmin Avrupa’daki tarihine ait eski bir temanın uygulanmasıyla kullanılmasından elde ediliyor gösterilebilir: ulusal temelli siyasi parti veya hareketlerin aynı zamanda resmi olarak enternasyonalist ideolojiye de bağlı olanmalarının yarattığı ulusal temelli siyasi parti veya hareketlerin ikilemleri [03]. Bu, ondokuzuncu on dokuzuncu yüzyılın ortaları ile İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcı arasındaki dönemde, Avrupa’da anarşizm ile ulusçuluk arasındaki ilişkiyi sorgulamaya yönelik yaklaşımlardan sadece birisidir. Bir başka makalede, bölgeselcilik, ulusçuluk ve ulus sorununun, İtalyan ve İspanyol anarşist hareketleri içerisindeki rollerini karşılaştıracağım [04]. İkinci bir makale, 1880’den aynı yüzyılın sonuna başlangıcına kadar geçen dönemde Paris’deki anarşistler ile popüler anti-Semitizm arasındaki ilişkiyi inceleyecek [05]. Üçüncüsü, Makhnovşina içindeki (1918-1921 Rus İç Savaşı sırasında zaman zaman Ukrayna’nın önemli bir kısmını kontrolü altına alan Nestor Makhno’nun Ukraynalı “anarşist” ordusu) azınlıkların, özellikle Yahudilerin rolünü inceleyecek [06]. Dördüncü makale ise, ulusçuluğun iki anarşist entelektüel kuramcısını ele alacak: Avusturyalı Marksistlerin kozmopolit bir çerçeve içerisinde ulusal kültürlerin hakkını savunmaan çabalarınyla Avusturyalı-Marksistlere benzerlikler sergileyen iki Almanı, Gustav Landauer ve Rudolf Rocker’i [07].

Bu makale esasen olarak Birinci ve İkinci Enternasyonaller ile Üçüncü’sünün doğuşu üzerine odaklanacak. Modern anarşist hareketin fidanlığı olan Enternasyonalizmin ideolojisi ile siyasal kültürünü inceleyeceğim. Federalist veya bölgeselci cumhuriyetçilik ile anarşistler arasındaki bağlantı vurgulanacak, 1871 Paris Komünü’nün etkisinin aydınlatılacak altı çizilecek. Ardından, Birinci Enternasyonal’in “anti-otoriter” Enternasyonalistlerini ayakta tutan (ve aslında onları Marksist karşıtlarına bağlayan) kozmopolit ekonomi politiği inceleyerek Birinci Enternasyonal tartışmasını sonuçlandıracağım. Emek piyasalarında küresel bir düzleyici oyun alanını [level playing field, tarafların aynı avantaj ve dezavantajlara sahip olduğu durum] garanti altına alma arzusu, emek enternasyonalizmini geliştirme çabalarını önce teşvik etmiş, ancak mahmuzladı ve nihayetinde ise de sınırlamıştır. Bunu, İkinci Enternasyonal ile ve Üçüncü Enternasyonaller’in başını kapsayan dönem boyuncaki anarşistlerin ve sendiakalistlerin enternasyonalizminin hakkındaki tartışılması takip edecek. Bu dönemde, gerek Paris Komünü’nün “yurtsever mirası”nın, ile gerekse küresel, düzleyici bir oyun alanı mantığının, anarşist ve sendikalist enternasyonalizmini hem şekillendirmişdiği ve hem de sınırlandırmıştır.dığı

BİRİNCİ ENTERNASYONAL VE ONDOKUZUNCU ON DOKUZUNCU YÜZYILIN SONLARINDA ANARŞİZMİN İDEOLOJİK KUVVET-ALANI

Anarşizm, ayrı kendine özgü bir ideoloji ve toplumsal pratikler kümesi olarak, Birinci Enternasyonal ile Paris Komünü döneminin ürünüdür. Aslında, iyice tanımlanmış Marksist ve Anarşist ideolojiler ancak 1870’lerdein sonunda ve hatta 1880’lerde gerçekten belirgin bir hale gelmiştir [08]. “Bilimsel sosyalizm” olarak Marksizmin Avrupa sosyalist hareketi içine nüfuz etmesi onyılları on yılları aldı [09]. Aynen Alman sosyal demokratları ile ve diğer sosyal demokratların Marksist veya Engelsci “bilimsel sosyalizm”i 1880’den sonra büyüyen siyasi partileri için Marksist veya Engelsci “bilimsel sosyalizm”i uygun görmelerine bulmalarına oldukça benzer bir şekilde gibi, Proudhon, Bakunin ve Kropotkin’in siyasi düşüncesi de toplumsal hareketler tarafından benimsendiğinde ete kemiğe kana cana bürünmüştdü. Böylece, Marksizmin yayılması, alınması kabullenilmesi ve özümsenmesine paralel bir şekilde, Fransa, İtalya ve İspanya’daki belli bazı toplumsal hareketler Marksist ideoloji yerine anarşist ideolojiye daha yatkındılar. Anarşist tarihin “Bermuda üçgeni”ne ilişkin ayrıntılı monografiler (1870’ler ve 1880’ler), anarko-kolektivist ve anarko-komünist doktrinlerin evrimini, benzersizce yeni düşüncelere eşsiz derecece açık olan siyasi alt-kültürler bağlamında, ayrıntılı bir şekilde derinlemesine incelemiştir [10]. Bu açıdan, “anarşist” terimi, “kolektivist”, “komünist” ve daha sonraları yüzyılın dönümündeki “liberter” terimlerinden daha az ilgi çekiciydi.

Benim buradaki amacım açısından, “federalist” ve “enternasyonalist” ana belirteçlerdir işaretlerdir. Anarşizmin ondokuzuncu on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Avrupa toplumsal hareketlerini etkilemesini anlayabilmek için, kavramı ve onun ilgili pratiklerini daha geniş bir kuvvet alanı içerisine yerleştirmek gerekir. Anarşizm, daha geniş bir ondokuzuncu on dokuzuncu yüzyıl geleneğinin bir parçasıdır: anarşizmin radikal federalist ve enternasyonalist cumhuriyetçilikle olan çok yakın ilişkisinie dikkate almadan, anarşizmin kökenlerini bireysel biyografiler veya daha geneliş toplumsal hareket düzeylerindeki kökenlerini anlamak imkansızdır olur.

Bu siyasi akımları şekillendiren unsurlar, 1848 devrimleri, 1860’larda Almanya, İtalya ve İspanya’da yaşanan ulusal devrimlerin artçı etkileri ve bu son iki ulusun cumhuriyetçilerinin Paris Komünü’nün olası sonuçlarıyla olans etkileşimleriydii tarafından şekillendirilmiştir. Federalist ve enternasyonalist cumhuriyetçilik geleneği yalnızca kıta Avrupasıyla kıtasıyla sınırlı değildi. Britanya Chartist sonrası radikalizminin “ayrıksı” “sıradışıcı” [exceptionalist] vakasında bile, bu akımların kısa da olsa dikkate değer bir etkisi olmuş ve Britanyalı sendikacılarıığını Birinci Enternasyonal’e yönlendirmiştir [11].

ANARŞİZM, PAN-ULUSALCILIK VE YUTRTSEVERLİK: BİRİNCİ ENTERNASYONAL

Doğuşundan En başından itibaren Enternasyonal (1864-1876) içerisindeki anlaşmazlıklar olmuştur vardı ve ilk büyük çatrpışma anti-sosyalist Mazzini taraftarı ulusalcılar ile diğer tüm diğer klikleri fraksiyonları –karşılıkçılar (Proudhon’un takipçileri), federalistler ve Marks’ın destekçileri– karşı karşıya getirmişti: karşılıkçılar (Proudhon’un takipçileri), federalistler ve Marks’ın destekçileri. Aslında, Bakunin’in Marks ile ittifakı, Mazzini taraftarlarının ve ile daha ılımlı karşılıkçıların marjinalleştirilmeleri için ize edilmesinde önemli idi olmuştu. Ancak, Marks ile ve Engels, büyük ve yekpare “tarihsel” devletlerin oluşturulmasını kurulmasını benimserken, Proudhon veya Bakunin’inden etkisindekilenen federalistler ile ve Enternasyonalistler ise bölge, kanton ve komünüleri savunuyordu.

Proudhon’un ölümü takipçilerinin Enternasyonal içerisinde etkilin olmasını engellemedi. Onun İspanya, İtalya ve tabii ki Fransa’daki nüfuzu etkileri, anarşizmin 1870’den sonraki yayılmasının yolunu hazırladı. Proudhon merkezileşmeye ve Jakobenliğeizme karşı çıkıyor, ancak bölgesel yurtseverliği dışlamıyordu. Ancakma onu bu yöne sevk eden şey neydi? Bazı tarihçiler Proudhon’un kökenleri ile onun Jakoben karşıtı federalizmi arasında bağlantılar kurmuştur [12]. Franche Comté’nin hemşerisi olanrak, [Proudhon], Fransa’ya görece kısa zaman önce (1690’lar) dahil edilen olmuş (1690’lar) bir bölgede ve hala Paris’e karşı belirgin bir düşmanlık fark edilir bir karşıtlığı hala var olan besleyen bir bölgede doğmuştu. Keza, Fransa’nın yanıbaşındaki İsviçre’nin, özellikle 1848 iç savaşından ortaya çıkan İsviçre’nin, Proudhon’un federalist yurtseverliği için bir model oluşturduğu da öne sürülmüştür. Proudhon, merkezileşen İtalyan ve Alman ulusçualcılarına karşı derin bir güvensizlikğe sahipti duyuyordu. Proudhon ile Mazzini birbirlerinden hiç hoşlanmazlardı arasındaki sevgide bir azalma yoktu. Yerel köylü ve zanaatkâarların gelenekleriniden besleynen Alman ve İtalyan devletlerindeki zengin bölgesel geleneklere hayrandı. Ancak, bazı tarihçiler, Proudhon’un, federalist ve anti-Jakoben karşıtı olsa da, Proudhon’un yine de bir Fransız federalisti ve anti-Jakobeni karşıtı olduğunu öne sürerler. Birleşmiş bir Almanya ve İtalya, Avrupa’nın güç dengesinde Fransa’nın hakimiyetini tehdit ediyorduecekti [13]. Clemenceau’nun anti-Jakoben beklentisi gibi, Proudhon da Fransa’sının grandeur’unu [ihtişamını] görkemini korumak amacıyla zayıf komşularıın olmasını arzuluyordu istiyordu.

Bakunin’in, İtalya ile ve İspanya’daki federalist cumhuriyetçilerin Birinci Enternasyonal’e kazandırılmasındaki rolü enine boyuna ayrıntılı bir şekilde araştırılmıştır [14]. Bugün, Bakunin’in anarşizminin İtalyanlarla karşılaşması sonucunda ndan ortaya çıktığı bugün açıktır [15]. Mazzini ile ve daha dolaylığrudan bir şekilde Garibaldi ile yaptığı olan tartışmaları ve Risorgimento kahramanı Carlo Pisacane’nin mirasının tartışmalı etkisi çok önemli adımlardı olmuştu. 1860’larından öncesinde Bakunin, tüm niyet ve amaçlarıyla bir Pan-Slavcı idi ve ancak 1860’larda İtalya’da bir kolektivist liberter sosyalist olmuştur. Bunaun karşıt olarak tarafında, İspanya’da ise, yakın zamanda Bakuninci Enternasyonalizm’e yönelen geçen İtalyan Cumhuriyetçileri, birinci kuşak ilk İspanyol anarşistlerinin birinci kuşağını ortaya çıkaracak olan kantoncu, federalist ve anaakım Cumhuriyetçiler arasındaki üç taraflı tartışmada katalizör işlevi gördüler.

PARİS KOMÜNÜ VE ENTERNASYONALİSTCİLERİN “YURTSEVER” KÖKENLERİ

1917 öncesinde, 1871 Paris Komünü ve 1886 Chicago’daki Haymarket ayaklanması, Avrupa Solu’nun büyük bir kısmı açısından iki belirleyici an olmuştur. Ulusal temelli anarşist hareketleri doğuran enternasyonalizm iki imgeden kaynaklanmıştı: Komüncülerin şehitliği ve Chicago’lu anarşistlerin idam edilmesi [16]. Ve bu iki imgeler, bu makalenin iki temasını aydınlatmaya hizmet eder. Böylece, Komün’ün devrimci, kendiliğinden yurtseverliği, anarşistler ve sendikalistler kuşağını, (onların farkında olduğundan daha fazla ölçüde bir şekilde), cumhuriyetçi geleneğe yakınlaştırdıır. Ve Komün ile Birinci Enternasyonal, 1890’larda sendikalist stratejinin öncülüğünü yapancak ve 1914 öncesinde sendikalist hareketin yılmaz neferleri haline gelencek anarşistler için örgütsel haberciler önceller olarak kullanıldımıştır. Chicago’lu anarşistlerin sekiz saatlik iş günü mücadelesinden kaynaklanan Bir Mayıs’ın enternasyonalist sembolizmi simgeciliği, takip eden onyıllarda on yıllarda anarşist ve sosyalist siyasi kültürün belirleyici çizgisi oldumuştur. 1890’larda, Avrupa’daki kanun ve nizam kuvvetlerinin çoğu Bir Mayıs’ı, Avrupa’daki kanun ve nizam kuvvetlerinin çoğu tarafından anarşist devrimci bir meydan okuma olarak değerlendiriliyordu. Anarşistler ve radikal sosyalistler açısından ise, 1890’larda Bir Mayıs, endüstriyel varoşların burjuva şehir merkezlerine hakim olduğu, bir uluslararası dayanışmanın bir günlük küresel genel grevi olarak görülüyordu. Ancak, 1914’e gelindiğinde, Bir Mayıs, sosyalist reformist ulusalcı bütünleşmenin sosyalist reformist stratejilerine asimile olmasını asyonunu yansıtır şekilde, büyük emekçi taburlarının, kararlı olmakla birlikte bir kuvvet gösterisi içinde, disiplinli, barışçıl bir kuvvet gösterisiyle içinde, bir şekilde kaslarını gerdikleri bir işçi bayramı haline gelmişti [17].

Paris Komünü, ne Marksistlerin ne de anarşistlerin hakimiyetindeydi altındaydı [18]. Harekete geçirici kuvveti, uluslararası bir enternasyonal devrimden ziyade, aşağılanmış Parisli kentli yerel gururu onuru ile Fransız yurtseverliğinde bulunabilir: Prusyalılar ve onların Versailles’deki Fransız uşakları düşmandı. Ancak, Fransız yurtseverlikği fısıltıları Enternasyonal’de dikkate alınmamış, ve böylece de, 1870’lerde ve 1880’lerde İspanyol anarşistlerinin kendilerini enternasyonal’in ulusal birimi [şubesi] değil de bölgesel birimi olarak adlandırmaları ölçüsünde, ulusal bir modelden ziyade bir uluslararası bir model öne çıkarılmıştı [19]. Bununla birlikte Yine de, Paris Komünü’nün “anarşistler” tarafından yaygın “okunması şekli” ve Alman Karl Marks ile olan anlaşmazlık, farzolunan varsayılan veya açık bir Alman karşıtı önyargıya (ve Proudhon ile ve Bakunin’de kaba bir anti-Semitizme karşıtı) önyargıya dönüştü. Böyleceu nedenle, otoriter Alman İmparatorluğu kendi doğal uzantısını Marksist otoriter devletçi sosyalizminde buldu. Bu mantık Bakunin ve Kropotkin’in çalışmalarında açıkça görülür. Bu, Bakunin’in etkili çalışması Statism and Anarchy’de [Devletçilik ve Anarşi] bulunur ve buna Kropotkin’in 1880’lerden 1914’e kadarki yazılarında tekrar tekrar ifade edilir rastlanır [20]. Aslında, 1914’de savaş patlak verdiğinde ve Kropotkin hararetle Müttefikleri desteklediğinde, İtalyan anarşisti Errico Malatesta, Kropotkin’in “Alman-fobisi”nin savaştan önce anarşist çevrelerde gayet iyi bilindiğini, ancak Rus’un ününün şüphecileri sessizleştirdiğini öne sürmüştü [21].

Irksalçı ve ulusal şablonculuk, doğaldır ki, sadece St. Imier Enternasyonali’nin anti-otoriter sesleriyle sınırlı değildi. Bakunin’in Marksist karşıtları, Genel Konsey’de Bakunin ve arkadaşlarını Çar’ın ajanları olmakla suçladılar. Gerek Hem Bakunin gerekse hem de daha sonraları Kropotkin, Polonya’nın özgürlüğünü ve Polonya’nın Rus İmparatorluğu’na karşı ayaklanmasını desteklemişdiler olsalar da, ancak Rusya’yı diğer Slav ulusların etrafında uyum içinde olacakları bir gövde kültür olarak tasavvur ediyorlardı ttiler [22]. Bakunin, Slav proleteryası ile ve köylüsünün hiçbir zaman devlet tapıcısı olmadığını, ve Rus Devletinin bizzat Alman kamçısının bir ürünü olduğunu düşünüyordu. Ancak, Bakunin, en iyi, Batı Avrupa’nın güney periferisinin yoksullarına olan beğenisiyle; İtalya ile ve İspanya’nın köylü, zanaatkâar ve işsiz öğrencilerinin devrimci potansiyelini methettiği biraz abartılı, “oryantalist” pasajlarıyla ile bilinir [23].

Tüm bunlar, anarşizm hakkındaki standart tarih kitapları ve biyografilerden görece gayet iyi bilinmektedir. Bakunin ile ve Birinci Enternasyonal’in içerisindeki diğer önde gelen şahsiyetlerinin ırksal ve ulusal şablonlara başvurmaları yaslanmaları, tarihsel anlatının ayrılmaz bir parçasıdır kaçınılmaz bir unsurudur: Bakunin, defalarca “Latinler” ile Slavlar arasında isteğe seçime bağlı bir yakınlık benzerliği teşhis eder. Ulusal veya “ırksal” aşağılamaların bu bilindiken tarihi, ve Proudhon ile Bakunin’in şok edici Semitizm karşıtı ağır hakaretleri sık sık dile getirilmiştir. Asıl çarpıcı olan şey ise, anarşizme yönelen sürgün edilmiş bir Rus narodnik’i Kropotkin’in bir örneği olduğu, anti-Marksist St. Imier Enternasyonali’nin bizzat ulusal veya “bölgesel” birimlerinde şubelerinde, tabanda benzer duyguların varlığına ilişkin kanıtların deliller keşfedilmesidir. Aanarşizme yönelen sürgün edilmiş bir Rus narodnik’i olan Kropotkin’in bunun en başta gelen bir örneğidir.ni

1870’lerde Enternasyonal,’in İspanya, İtalya ve Fransa’da (“Marksistler” ile “anarşistler” arasında) hiziplere bölünür ve kanun-dışı hale gelirken, İsviçre saat-imalatçıları örgütü engellenmeksizin gelişmesine izin verilen az sayıdaki ender toplumsal hareketlerden birisi de İsviçre Jura saat-imalatçıları örgütüydü ydi. Saat-imalatıyapımı mesleğinin işinin zanaatçılığa özgü mizacının Jura zanaatkâarlarını Bakuninci liberter kolektivizmi desteklemeye yatkın kıldığı doğru olsa da arken, Mario Vuilleumier, bölgesel, etnik ve dini kimliklerin, nasıl onların siyasi bağlılıkları üzerinde nasıl –belirleyici olmasa bile– önemli bir etkisiye sahip olduğunu –tamamen belirleyici bir etki olmasa bile– göstermiştir [24]. Bakuninci saat-imalatçılarının en güçlü olduğu yer olan Chaux de Fonds, Almanca konuşulan komşu Bern kantonunun hakimiyetine karşı çıkıyor ve keza eskiden önceden Prusyalılar idaresi tarafından yönetilmiş altında olan Neuchâtel kantonunun otoriter geleneklerine içerliyordu. Chaux de Fonds’un radikal Protestanlığı laik bir radikalizme dönüşmüştü; ve Vuilleumier, Juralı anarşistlerin, ulusalcı Arbeiterbund ile olan anlaşmazlıklarında, Bakunin’in Marksist ve “Alman otoriter” Enternasyonal’ine saldırırken kullandığı dile benzer bir dil kullandıklarını belirtir savunuyor. Aslında, Rus anarşistlerinin dilini başka kelimelerle ifade ediyor gibi gözükürler, ancak bunu kadim frankofone ademi merkeziyetçi örgütlenme ve bireysel sorumluluk geleneklerini vurgulayan yerel bir “muhalif” siyasi kültürle harmanlamışlardı.

Böylece, İtalya, İspanya veya İsviçre’de, kantoncual ve federalist olan, ruhbanlık karşıtı veya muhalif Cumhuriyetçilik gelenekleri, anti-Otoriter Enternasyonel’e uzanan için bir köprü işlevi gördüler. Enternasyonalizmin bu biçimi formu, Paris komününün imgesiyle birlikteile, Almanya ve “Alman sosyalizmi”ne karşı şüphe duymayaan yatkın militan ve liderlerin örtük (ve açık) varsayımları üzerinde temellenmişti. Her ne kadar Üçüncü Cumhuriyet’in çirkin gerçekleri onların günün Fransa’sını sevmesine engel olsa da, yine de başka bir devrimci Fransa’nın yurtsever imgesi savaştan önceksi dönemde Avrupalı anarşist ve sendikalistlerin zihinlerinin derinliklerinde yer etmeyi sürdürdüişti. Şimdi bu makalenin bir diğer temasına yöneleceğim: emekçi dayanışmasının bir aracı olarak enternasyonalizmin mantığı.

EMEKÇİ DAYANIŞMASI VE BİRİNCİ ENTERNASYONAL: ENTERNASYONALİZM VE KOZMOPOLİT EKONOMİ POLİTİK (DÜZLEYİCİ OYUN ALANI 1)

Marks ile ve Bakunin, aslında Enternasyonal’in tamamı, Aydınlama’nın, ondokuzuncu on dokuzuncu yüzyıl ekonomi politiğinin politik iktisadının ve “ütopyacı sosyalizm”in mirasını paylaşıyordu. Böylece, “kamplar”ın her ikisi de, modern ticari ve endüstriyel kapitalizmin iyi ya da kötü yeni bir küresel, kozmopolit düzen başlatacağını öngören tahmin eden bir dizi varsayımı paylaşıyordu [25]. Birinci Enternasyonal, burjuva Avrupa’sında, Paris Komünü ile olan belli belirsiz ilişkisinden dolayı, dolayı kötü bir üne sahipti; ve Komün’ün, vahşice bastırılmasının ardından, Komün’ün imgesi, İspanya, Fransa veya İtalya’daki cumhuriyetçilerin Enternasyonalistlere dönüşmesine yardımcı olduğu şeklindeki imajından olmuştu dolayı burjuva Avrupa’sında kötü bir üne sahipti. Ancak, bir örgüt olarak Enternasyonal, bir örgüt olarak, Britanya Yeni Model Sendikacılarının Birinci Enternasyonal’e cezbedilmesi sayesinde sınırlı da olsa gerçek bir nüfuz edindmişti. Bazı Britanyalı sendikacıların, 1860’ların sonlarında ve ile 1870’lerin başlarında Londra ve başka yerlerde canlı bir sağlam zemine sahip olan radikal cumhuriyetçi ve Komüncü dayanışma kültüründen etkilendikleri doğru olabilir. Daha baskın bir cazibe noktası ise, ucuz anakıta emeğinin Britanyalı işçilerin yüksek ücretlerini düşürmesini engellemekte Birinci Enternasyonal’in faydalı olmasıydır [26]. Marcel van der Linden, Britanya modeli sendikacıların, [Britanya] modern endüstriyel örgütlenme biçiminin üstünlüğünü güvenceye almak amacıyla için, neden uluslararası işbirliğine nasıl ihtiyaçlarıcını olduğunu göstermiştir [27]. Britanyalılar, anakıtadaki emek piyasaları üzerinde kontrol olmazsa, kendi yüksek ücretlerinin Belçika veya Fransa’dan ithal edilecek ucuz ve nitelikli emeğink kendi yüksek ücretlerini yüzünden düşüreceğini hissediyorlardı. Ancak, Britanya’daki nitelikli işçi sınıfının siyasi ve ekonomik hakları en azından bir kuşak boyunca güvence altına alındıktan sonra; ve, kuzey-merkez Avrupa’da hızlı bir endüstriyelleşme, işçi sınıfının siyasi olarak daha iyi eklemlenmiş bir kesimi açısından [Britanya’dakine] paralel benzer şekilde iyice eklemlenmiş ve korunan ulusal emek piyasalarının gelişmesindene tanıklık ettikten sonra, bu tür enternasyonalizmin sesi kesildi kısılmış ve yerini ulusal entegrasyon [bütünleşme] siyaseti aldımıştır [28]. Böylece, oyun alanını düzlemek için Britanyalı sendikacıların artık enternasyonalist stratejilere başvurmasına gerek kalmamıştır.

İKİNCİ ENTERNASYONAL DÖNEMİNDE ANARŞİZM VE SENDİKALİST ENTERNASYONALİZM

1889’dan sonra, ulusalcı ve parlamenter sosyalist partilerden meydana gelen İkinci Enternasyonal, anarşistleri ilk önce marjinalleştirdi ve en sonunda da 1896’da ihraç etti [29]. Her ne kadar anarşistler, anti-otoriter Enternasyonal’i yeniden canlandırmak için 1907’de Amsterdam’da bir toplantı çağrısı yapsalar da (“Marksist” Birinci Enternasyonal, Amerikan sosyalist hareketi üzerinde bir takım etkilerinin olacağı ABD’ye gönderilmişti), bu ancak bir anarşistler topluluğu arasında yazışmalara mektuplaşma topluluğuna yol açabildi [30]. Ancak, [anarşistler] giderek büyüyenmekte olan küresel sendikalist hareket içerisinde bir yankı buldular seslerini duyurdular.

Sendikalistler 1913’e gelene kadar kendi Enternasyonal’lerini oluşturmadılar [31]. Birinci Dünya Savaşı öncesindeki faaliyetleri hakkında söylenyecek pek bir şey yoktur, çünkü Avrupa’nın en büyük ve en etkili sendikalist sendika federasyonu olan Fransız CGT’si [Sendikalist Enternasyonal’e] katılmayı reddetmiş ve pragmatik nedenlerden ötürü daha ılımlı olan Berlin merkezli ISNTUC (International Secretariat of National Trade Union Centres, [Ulusal Sendika Merkezleri Uluslararası Sekreteryasıliği]) içerisinde kalmaya karar vermişti [32]. Bu nedenle, 1914 öncesi sendikalist (ve anarşist) enternasyonalimizminin iki yönünü incelemek zorundayız: göç ve küresel radikalizm;, yani 1860’ların kozmopolitikliğinin yeniden doğuşu,; ve Avrupa’da bunu zayıflatan CGT ile German Free Trade Unions [Alman Hür Sendikaları] arasında ortaya çıkan beliren ulusal gerilimler. Bu olayların her ikisi de olay da, anarşist veya sendikalist enternasyonalizmin ulusal ve küresel arenalarda karşı karşıya kaldığı geldiği çözümsüz bilmecelerin birer örneğidir. Avrupa’nın diğer ulus-devletleri de, Britanya’nın yolunu izleyerek canlanmasının ardından, diğer Avrupa ulus-devletleri de, enternasyonal dayanışmanın sürdürülmesini potansiyelini olarak zayıflatan kendi özgün ulusal bütünleşme politikalarını takip ettiler. Emperyal güç siyasetinin gidişatı belirlediği, ulus-devletlerden oluşan küresel bir sistem, siyasi veya toplumsal dayanışmayı, yeni bir kozmopolitikliği geliştirmeyi amaçlayan düzleyici bir oyun alanının sürdürülmesini zorlaştırdı.

Yine de, Belle Epoque süresince dünya ekonomisinde sermaye ve emeğin küreselleşmesiyle teşvikiyle edilerek, 1860’ların koşulları kısa bir süreliğine de olsa da geri geldi. Anarşistler ve sendikalistler, uluslararası anti-militarizm ile endüstriyel sendika örgütlenmesinin, yeni bir hareketli emekçi, nakliye işçileri proleteryası ve bazı nitelikli zanaatkarlar –başta bilhassa da İtalyanlar, İspanyollar, Ruslar, İskandinavlar, Britanyalılar, İrlandalılar ve İbranice konuşan Yahudiler olmak üzere– yeni bir ve hareketli bir emekçi proletaryası, nakliye işçileri proletaryası ve bazı nitelikli zanaatkârlar tarafından yayıldığı genel bir markasız enternasyonal hareket içerisinde önemli bir öncü rol üstlendiler [33]. Bunlar, Avrupa, Kuzey-Güney Amerika ve Britanya İmparatorluğu’nun sözümona “beyaz” Dominyonları denilen yerleri arasındaki olan çok büyük boyuttaki emek göçünün bir parçasıydı. Bu, kKüresel ekonomi genelinde bir dizi uluslararası grevin dalgasının kabarıprken doruğa ulaştı, ve, 1905 Rus Devrimi ile 1911-1914 arasındaki dönemde yoğunlaştığı sırada, bu emek göçü de en yüksek noktasına varmıştı yoğunlaştı. Britanya İmparatorluğu’nun parçaları ile Dominyonlarda, bu sendikalizm, beyaz adamın uluslararası dayanışma hareketiydi. Ancak, IWW, Güney Afrika’daki ve zaman zaman da Avusturalya’daki IWW, entegre [bütünleşmiş birleşik] sendikalar oluşturmaya yaratmaya teşebbüs etti. Amerikalı IWW örgütçüler, ırklar arası dayanışmaya yönelik çabalarından ötürü Güney’de linç edildiler [34]. Öte yandan, bazı İtalyan sendikalistleri, New York ve Brezilya’da bir süre yaşamalarının ardından, retoriklerinde fark edilir bir ulusçualcı bakış açısıyla İtalya’ya geri döndüler. Aslında, onların saflarında ulusal kimlik, ancak gittikleri ülkelerde “İtalyanlar” olarak etiketlendiklerin zamannde keşfedilmiş olabilir [35].

DÜZLEYİCİ OYUN ALANI 2: FRANSIZ-ALMAN DAYANIŞMASININ MANTIĞI, 1900-1914

CGT’nin 1914’den önceki tarihi iki döneme ayrılabilir [36]. Yaklaşık 1909’a kadar olan ilk birinci dönemde, CGT Bourses du Travail’den yetişen bir grup anarşistin hakimiyeti altındaydı. Bu dönem boyunca, liderliğin anti-militarizmi Fransız ordusuna duyulan güveni sarsarak onu çökertme maksimalist hedefine yönelmişti. Bu kampanyanın CGT’nin sıradan üyeleri saflarındaki (sou du soldat) arasındaki popülaritesi Fransız çalışan işçi sınıflarının anti-ulusalcı duyarlılığından çok, onların grevlere karşı yapılan askeri müdahalelere karşı duydukları olan nefretlerinden kaynaklanıyordu. 1909’dan sonra, CGT tarihinin ikinci evresinde aşamasında, anarşistler, metal işçilerinin, anarşistlerin hakimiyetindeki Bourses du Travail’in geleneksel zanaatsal tipi mesleklere baskın hale gelmesini temsil eden Alphonse Merrheim gibi yeni bir radikal reformistler kuşağı tarafından bir kenara itildiler [37]. Merrheim’ın endüstriyel sendikacılık modeli Alman uygulamalarsına oldukça yakındı. Merrheim, radikal bir reformistt idi ve toplumsal devrimi geliştirmeyi değil, işçiler adına daha fazla pazarlık yapma gücü kazanmayı amaçlayan endüstriyel sendikacılık tekniklerini kullandı. Merrheim, zayıf ve ideolojik açıdan olarak giderek bölünen CGT’nin üstesinden gelmek amacıyla uluslararası düzeyde ISNTUC’u kullanmaya çalışıyordu. Merrheim, Fransız emek hareketininin Avrupa emek piyasasında belirleyici daha etkili bir denge unsuru haline gelmesini, böylece de Almanlara daha çekici gelmesini istiyordu. Görece iyi ücret alan ve korunan Britanya sendika hareketi 1900’lerdein oyun alanını sınırlayan çizgiler hatları içerisinde kalmaktan mutluyken, bu oldukça kolaylaşmıştı. Ancak, amacını gerçekleştirmesik için, Merrheim’in SPD ve daha da önemlisi Hür Sendikalar ile işe yarar bir uzlaşma sağlaması gerekiyordu.

Alman sendikacılarının konumu pozisyonu, pek çok açıdan 1860’ların Britanya Yeni Model sendikacılarının 1860’lardaki pozisyonuna benzerdi. Kıta Avrupasındaki en ileri endüstriyel ekonomiye, en zengin ve örgütlü sendika örgütlenmelerine sahip olan Almanlar, Avrupa emek piyasalarsında bir düzleyici oyun alanını düzlemek olarak ve işverenlerin komşu ülkelerden gelen örgütsüz grev-kırıcıları kullanmasını engellemek için ISNTUC’u kullanmak istiyorlardı [38]. Kısacası, Batı Avrupa genelinde benzer bir sendikal yoğunlukğu düzeyleri ve benzer türde endüstriyel ilişkiler istiyorlardı. Bu açıdan, Britanya’nın 1860’larda Fransız işçilerini desteklemesine benzer bir şekilde, Almanlar da kendi pragmatik programlarını başarmak amacıyla uluslararası enternasyonal dayanışmayı desteklediler. Örneğin, 1912-13’de, büyük Aalman metal işçileri sendikası, İtalyan meslekdaşlarının ücret düzeylerini yükseltmek amacıyla FIOM (sosyalist metal işçileri federasyonu) tarafından düzenelenen İtalyan metal işçileri grevini ve İtalyan “Merrheim’i Bruno Buozzi’yi –İtalyan meslekdaşlarının ücret düzeylerini yükseltmek amacıyla– desteklemek için önemli miktardaki fonlarını kullandılar [39].

Merrheim ve CGT’nin diğer liderleri, Fransız anti-militarizminin devrimci retoriğini yumuşattılar azalttılar. CGT, Almanya’da imkansız olan ve Hür Sendikalar liderlerinin büyük bir şüpheyle yaklaştıkları maksimalist anti-militarizmden uzaklaşarak, askere alınmış Fransız askerinin içinde bulunduğu yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik, esasen reformist olan bir kampanyaya yöneldi [40].

Ancak, Fransızlar ile ve Almanlar birbirlerine yakınlaşırken dahi aralarındaki iletişim sorunları devam etti. Emperyal ordunun herhangi bir şekilde reforme edilmesine yönelik kampanya yapmak Alman sendikacıları açısından için fazlasıyla zordu ve –Howorth’un gösterdiği üzere– otoriter Alman sosyalisti imajı 1909 öncesinin anarşist liderliğindkten 1909 sonrasının reformcularına aktarılmıştı [41]. Her iki hareketin “enter-nasyonalizm”i de, diyordu Callahan, her birisinin ulusal sol-kanat siyasi kültürlerinin (Alman enternasyonalizmi ile Fransız devrimci mirasının) derin yapısına dayanan, karşılıklı olarak birbirlerini dıştarlayan, zımni seslendirilmemiş ilk öncüller içerisinde şekillenmişti tasarlanmıştı [42]. Uluslararası dayanışma toplantılarında düet yaptıklarında ortaya kakafoni çıkıyordu. Böylece, Fransız anarşist militanı Yvetot, 1911’de, Berlin’de Alman sendikacıları önünde anti-militarist bir konuşma yaparken az kaldı tutuklanıyordu. Alman ev sahipleri onu ülke dışına kaçırmak zorunda kalmışlardı, ve Yvetot Fransa’ya geri dönmesinin ardından Yvetot “Almanya’dan sınırdışı edilen ben, Fransa’ya geri döndüm, Salut à ma patrie!” [Merhaba vatanım!] diye biten bir makale yazmıştı [43].

1914’de savaş patladığında, CGT ile birçok önde gelen anarşistin kendi uluslarını ülkelerini desteklemesi olgusu büyük bir sürpriz olarak görülmemelidir. Eşzamanlı Eş zamanlı genel grevler, liberterler veya hatta İkinci Enternasyonal’in sosyalistleri için olanaksız bir hayaldi düştü. Ağustos ve Eylül 1914’de Paris düşmenin eşiğindeydi ve 1870-1871’in anıları yeniden canlanmıştı. Örneğin, Batı Cephesi’nde ilk Marne Muharebesi’nin patla yenişememeyle sonuçlanmasına gelinceye kadar, önemli sayıda İtalyan anarşisti yeni garibaldini bölüklerinde tabırlarında savaşa katılmak için gönüllü katılmıştı olmuştu. Bu bölükler taburlar, Paris Komünü’nün, Yeni Kaledonya ceza kamplarının ve ile İtalyan hapishanelerinin yarı-anarşist sovversivo kahramanı olan Amilcare Cipriani (eski bir sovversivogaribaldino) tarafından örgütlenmişti. Bizzat İtalya’da, Benito Mussolini’nin önderliğindeki anarşist, sendikalist, Cumhuriyetçi ve Benito Mussolini’nin önderliğindeki muhalif sosyalistlerden oluşan gürültücü gruplar [askeri] müdahale için, Habsburg’ların ellerindeki toprakların geri alınması amacıyla için dördüncü Risorgimento savaşı için bastırıyorlardı [44]. Ve devrimci ve liberter Fransa uyandır, Paris Komünü yeniden hatırlandır: kırk yıldan daha fazla bir süre boyunca önce anarşist enternasyonalizmine esin kaynağı olan model şimdi Dünya Savaşı’na çavuş devşiriyordumektedir.

DÜZLEYİCİ OYUN ALANI 3: LİBERTER ENTERNASYONALİZM VE BOLŞEVİKLER, 1914-1921

1915-1916’daki askeri çıkmaza gelinceye kadar, Avrupa’daki çoğu anarşist fikirlerini kendine saklamıştı kendi görüşlerine bağlı kaldı. Anarşist uluslararası enternasyonalist örgütlenmeler daima İkinci Enternasyonal’den zayıf olmuştu; ve 1914’den önce hızla çok iyi gelişen, ancak büyük küresel emek göçlerinin kesilmesiyle sona erdikçe kuruyan uluslararası enternasyonal sendikalist kültürün koruyucu renklendirmesinin çok renkliliği [colouration] yokluğunda olmaksızın daha da zayıfladılarmıştı. Bununla birlikte Yine de, 1916-1917 yılları, savaş öncesi dünyada varolan var olan siyasi açıdan sekter ve ulusal olan bölünmeleri aşacak yeni bir savaş karşıtı Enternasyonal’in habercisi gibi gözüken radikal bir ağın ortaya çıkmasına tanıklık etti. Anarşistler, sendikalistler ve sosyalistler kanlı pat durumuna karşı koymakta yeni bir birlik keşfettiler ittifak oluşturdular [45]. [Bu ağ,] İtalyan savaş karşıtı USI’yi ve Fransız sendikalist dergisi La Vie Ouvrière’yi, Merrheim’ın çevresindeki etrafındaki métallos’u ve IWW’nin unsurlarını, Britanya’daki çeşitli irili ufaklı küçük işçi temsilcisileri hareketlerini ve hatta Berlin ile ve orta Avrupa’nın başka yerlerindeki işçi temsilcilerini kapsıyordu. Bu ağ aynı zamanda Zimmerwald ve Kienthal hareketlerine yakın olan pasifistler ve sosyalistlerce de destekleniyor, ve daha radikal ve şüpheci olan Rus Bolşeviklerince de teşvik ediliyordu.

Kropotkinle birlikte ve Müttefik ülkelerdeki onbeş tanınmış anarşist ve sendikalist, görüşülen barışa karşı çıkan olan ve Emperyal Almanya’nın tamamen yenilgisini destekleyen bir manifestoyu 1916’da imzaladıklarında, Malatesta Avrupa çapındaki savaş karşıtı anarşistleri harekete geçirdi [46]. Ve hatta itibarını kaybetmiş İkinci Enternasyonal’in yerini alabilecek yeni bir enternasyonal (La Mondiale) önerisinde bulundu. Ancak, 1916-1917 yıllarının radikalizmi, Lenin ve hükümetinin 1918’de ayrı bir barış anblaşması imzalamasıyla küllenmeye terk edildi sindirildi [47]. Artık Almanlar dikkatlerini Fransız ve İtalyan cephelerine çevirebilirlerdi. Batı Cephesinde Alman birlikleri 1918 baharının sonularına doğru neredeyse Paris’e varmışlardı ve daha radikal olan métallos bile ulusal dava için harekete geçmiş veya sessizliğin sağgörüsünü keşfetmişti. İtalya’da, Turin’deki savaş karşıtı ayaklanmanın bastırılması ile 1917 yazı ve güzünde Caporetto’daki yaşanan hezimetiten ardından sonra, savaş karşıtı liberter solun büyük bir kısmı ya hapse atılmış, ya yurtiçinde sürgüne gönderilmiş veya da ulusal davaya katılmıştı [48]. 1860’larda veya savaş öncesi dönemde işleyen faal olan düzleyici oyun alanı mantığı, Büyük Savaş’ın trajik şiddeti sırasında geri dönmüştüüyordu.

Bolşevik rejimin ilk birkaç yılında, çoğu anarşist ve sendikalist “sovyetizm”i bir tür Rus enternasyonalist doğrudan eylemi olarak görmüştü. Lenin aktif bir şekilde “Latin” anarşistleriyle, batı Avrupalı sendikalistlerle ve Amerikan sendikalistleri/endüstriyel sendikacılarıyla flört ediyordu [49]. Ancak, Yirmi-Bir Nokta’nın yayınlanması, ve Sendikalist Enternasyonal ile Sendikaların Kızıl Sendikalar Enternasyonali arasındaki ters giden gergin geçen görüşmeler flört dönemini sona erdirdi. Örneğin, Malatesta ilk önce Bolşevikleri kendi Mondiale’sine dahil etti, ancak diktatörlük ile ve Devlet’in tam anlamının tam olarak farkına vardığı ettiği zaman, çoğu diğer anarşist gibi hızla çabucak eleştirel bir tavır takındı [50]. Ve, Rus dış siyasetinin bir aracı olmasından ötürü olarak Komintern’e de saldırıldı altındaydı. Belki de İsveçli sendikalist Albert Jensen belki de bunu ilk fark edenlerdendi, ancak İspanyol CNT’sinin önde gelen şahsiyetleri kişileri ile ve Alfred Rosmer ve Pierre Monatte gibi 1920’lerin eski tüfek Fransız sendikalistleri çok geçmeden ona katılacaktı [51].

Bolşevikler iki-yönlü bir strateji izlediler. 1917’deki Şubat Rus Devriminden sonra Avrupa’da belirgin bir şekilde büyüyen ulusötesi radikal dayanışma, Bolşeviklerin bir yıl geçmeden devlet iktidarını korumak amacıyla için ayrı bir barış anlaşması imzalaması sonucu yarıda kesildi yla kısa sürdü. Bolşevikler, öÖte yandan, Bolşevikler, 1917-1921’in ulusötesi radikalizmini, çok geçmeden Çarlık İmparatorluğu’nun yıkıntıları üzerine inşa edilen yeni Devlet’in dış siyasetini güçlendirmekten başka bir şey yapmayacak olan, Üçüncü Enternasyonal’e içine aktardılar. Eski tüfek anarşistler ve sendikalistler ya bu yeni gerçekliği çoşkuyla karşılayarakdılar, liberter olmayı bıraktılar veyahut da belirsizliği seçtiler. İstisnai İspanya vakası haricindeç, Fransa, İtalya ve Almanya’daki bir sonraki, potansiyel anarşist ve sendikalistler kuşağı Sovyetler Birliğine yöneldi. Bu kuşak için Sovyetler Birliği işçilerin anavatanı haline gelmişti. Sendikalist ütopya Seine’de değil Volga’da gerçekleşmişti.

SONUÇ: DÜZLEYİCİ OYUN ALANLARININ MANTIĞI

Anarşisitler, Birinci Dünya Savaşı öncesinde, daha geniş sendikalist harekete dahil oldukları içerisine katıldıkları zaman en büyük başarılarını elde ettiler. Ancak, sendikalizm (anarko-sendikalizm bile) ekonomik zorunluluklara itaat etmek zorundaydı, bu ise militanları ve liderleri daha geniş olan enternasyonalizm ideolojisiy ile üyelerinin ihtiyaçlarını dengelemeye zorladı. Böyleceu nedenle, 1860’ların Britanya Modeli Sendiakacıları ve 1900’lerin Alman ılımlı sosyalist sendikacıları büyük taburları meydana getirdiler. 1860’lardaın eEnternasyonalistleri ve ile 1900’lerde de in sendikalistleri pragmatik bir oyun oynamak zorundaydılar. Endüstriyelleşmiş İngiltere veya Almanya ile zanaat tipi ve endüstriyelleşmekte olan Fransa ve güney Avrupa arasındaki endüstriyel gelişme ve sendikal yoğunlukğu uyumsuzluklarından farkından ötürü, her iki durumda da anlaşmalar sınırlıydı.

Kozmopolit enternasyonalizm, sermayenin ve proletaryanın küreselleşmesine dayanıyordu. Ancak, bu kozmopolitiklik bölgesel veya küresel emek piyasalarının düz olmayışı bu kozmopolitliğin yavaş yavaş altını oydu eşitsizliği tarafından zayıflatıldı: emek giderek ulus-devlet tarafından düzenlendi biçimlendirildi. Ulus-devletler dünyası, çatısı altında çerçevesi içerisinde mutlu ve mesut bir şekilde yaşayabilen sosyalistlerin aksine, anarşistlerle ve sendikalistlerin ellerini kollarını bağladı engellendiler. Her ne kadar bu bir başka çalışmayı gerektirse de, İspanyol anarşizminin, hareketin tam da gücünün doruğuna ulaştığında, bir zamanda, İç Savaş sırasındaki hızla gerilemesi vurgulanmaya değer bir noktadır [52]. Anarşistlerin, yabancı bir hami olmadan, isyancılara Almanlar ve İtalyanlar tarafından isyancılara sağlanan verilen savaş teçhizatı ve askeri destek müdahaleye karşısında galip gelmesi imkansızdı emezlerdi, ancak ne Fransızlar ne de Ruslar anarşistlere silah satmayacaktlardı. Bunlarınun elde temini edilmesi için [anarşistler] Cumhuriyetçilere, sosyalistlere ve komünistlere bel bağladılar dayandılar. Ulus-devletler dünyasında, anarşistler ve sendikalistler, dostlarına yardım etmek amacıyla İspanyol iç savaşına müdahale eden ulus-devletlerle asla boy ölçüşemezlerdi mücadele edemezlerdi. 1913’de kurulan Sendikalist Enternasyonal savaş ve Rus devrimi sırasında ayakta kalmışdı, ancak 1920’lere gelindiğinde tüm önemini yitirmişti. Faşizm, Nazizm, Cumhuriyetçi İspanya’nın yenilgisi ve Güney Amerika’daki otoriter diktatörlükler alternatif bir sendikalist siyaseti veya kültürü yok etti. 1939’da, Sendikalizm ve Birinci Enternasyonal’in mirası ve Sendikalizm artık birer tarihi yadigâar olmuştu [53].

DİPNOTLAR
[01] Bu açıdan, anarşizmin genel tarihlerinin çoğunun kullandığı dönemselleştirmeden büyük bir ölçüde sapmıyorum. Bunların yazarları, klasik Yunan’da, antik Çin’de, ortaçağ Avrupa’sı veya İngiliz İç Savaşı’nda muhtelif anarşist düşünceler ve anarşist türden toplumsal hareketler tespit edebilirler, ancak anarşizmin, kendisinin bilincinde olan bir ideoloji olarak, ondokuzuncu yüzyılın bir ürünü olduğunu ileri sürerler iddia ederler. Anarşist siyasi düşüncenin en önemli anahtar niteliğindeki özellikleri devlet karşıtlığı, mükemmelliyetçiliği ve bilimciliğidir [scientism]. Bir ideoloji olarak anarşizm, Rousseau ile Comte’nin Godwin, Proudhon, Bakunin ve Kropotkin’in gözlükleri aracılığıyla, Rousseau ve Comte’nin toptan bir yeniden gözden geçirilmesidir incelenmesidir: Fransız devriminin artçı sarsıntıları ile sanayileşmenin birleşik çakışan ve eşitsiz ilerleyişi. Bu nedenle, yirminci yüzyılın başlarında Çinli ve Japon radikaller, bir diğer AEvrupa ideolojisi olarak anarşizmin cazibesine kapılmışlardır; –her ne kadar bazı tarihçiler onların bunun kendi kültürlerinin kültürel ve dini bağlamları kapsamı içerisinde yeniden formüle ettiklerini edildiğini iddia etseler de. 1945’den önce anarşizmin asıl tabanını kaynağını meydana getiren toplumsal sınıflar kesinlikle ayırd edilebilir bir şekilde “klasik dönem”dekilernden farklıydır. Köylüler, zanaatkâarlar, hareketli nitelikli ve niteliksiz işçiler, hareketin entelektüellerine ve eğitimli orta sınıflarına göre daha baskındır. Hareket, 1945’den sonra ise, hareket ağırlıklı olarak fazlasıyla genişleyen eğitimli orta sınıflardan ve muhalif aykırı aydınlardan oluşuyordumaktadır. Her ne kadar 1945 sonrası anarşizminin temaları “klasik anarşist” düşünürlerin düşüncelerinde ve ondokuzuncu on dokuzuncu yüzyılın sonu ile yirminci yüzyılın başındaki sonundaki öncü ütopyacı deneyimlerde bulunabilse de, endüstriyel ve tarımsal anarşizmin yerini post-materyalist ve post-modern anarşizm aldımıştır.
Anarşizm standart açıklamaları şunlardır: D. Guérin, Anarchism (New York, 1970); J. Joll, The Anarchists, ikinci baskı (Cambridge, Mass, 1980); G. Woodcock, Anarchism: A History of Libertarian Ideas (Harmondswoth, 1990); P. Marshall, Demanding the Impossible: A History of Anarchism, (Londra, 1993); ve M. Nettlau, A Short History of Anarchism (Londra, 1996). Modern anarşist ideolojinin kökenlerinin iyi bir analizi için bakınız, G. Crowder, Classical Anarchism. The Political Thought of Godwin, Proudhon, Bakunin and Kropotkin (Oxford, 1991). 1945 öncesi ve sonrası anarşizmler arasındaki farkları Encarta Encyclopedia’nın (Websters International, Microsoft Encarta, Londra, 2004) “Anarşizm” maddesinde tartıştım. Yirminci yüzyılın sonlarında Britanya’daki Yeni Toplumsal Hareketler’deki anarşizmin iyi bir incelemesi için bakınız, G. McKay, Senseless Acts of Beauty: Cultures of Resistance since the Sixties (Londra, 1996). Anarşizm ile modernizmin ilişkisi hakkındaki devasa yazının örnekleri için bakınız, J.U. Halperin, Felix Fénéon: Aesthete and Anarchist in Fin-de-Sièécle Paris (New Haven, 1988); P. Leighten, Re-Ordering the Universe. Picasso and Anarchism (Princeton, 1989); R.D. Sonn, Anarchism and Cultural Politics in Fin de Sièécle France (Lincoln, 1989); M. Löwy, Redemption and Utopia (Londra, 1992); J.G. Hutton, Neo-Impressionism and the Search for Solid Ground. Art, Science and Anarchism in Fin-de-Sièécle France (Baton Rouge, 1994); G. Berghaus, Futurism and Politics. Between Anarchist Rebellion and Fascist Reaction (Providence, 1996); S. Whimster (ed.), Max Weber and the Culture of Anarchy (Basingstoke, 1998); D. Goodway, (ed.), Herbert Read Revisited (Liverpool, 1998); R. Porter, Film and the Anarchist Imagination, (Londra, 1999); D. Sweetman, Film and the Anarchist Imagination, Explosive Acts: Toulouse-Lautrec. Oscar Wilde and Felix Fénéon and the Art of Anarchy of the Fin de Sièécle (New York, 1999); D. Kadler, Mosaic Modernism: Anarchism, Pragmatism, Culture (Baltimore, 2000); A. Antliff, Anarchist Modernism. Art, Politics, and the First American Avant Garde (Chicago, 2001).
[02] Anarşizm ve ulusçuluk arasındaki ilişkinin bir değerlendirmesi incelemesi için bakınız, E. Cahm ve V.C. Fišera Fisera, (ed.) editörler, Socialism and Nationalism (Nottingham, 1978-1980), Cilt 1-3; M. Forman, Nationalism and the International Labor Movement. The Idea of Nation in Socialist and Anarchist Theory (University Park, 1998). İşçi hareketlerinin oluşturulması yaratılması konusunda bakınız, M. van der Linden ve J. Rojahn (ed.), editörler, The Formation of Labour Movements, 1870-1914: An International Perspective, Cilt 1 (Leiden, 1990). Ulusçuluk, etnisite ve emek arasındaki ilişkiler hakkında mükemmel bir değerlendirme inceleme için bakınız, S. Berger ve A. Smith (ed.), editörler, Nationalism, Labour and Ethnicity, 1870-1939 (Manchester, 1999).
[03] Klasik incelemeler şunlardır: G. Haupt, Socialism and the Great War: The Collapse of the Second International (Oxford, 1972); J. Joll, The Second International 1889-1914 (Londra, ikinci baskı, 1974). Avrupa sosyalizminein ilişkin mükemmel değerlendirmeler bir incelemesi için bakınız, D. Sassoon, One Hundred Years of Socialism: The Westerm European Left in the Twientieth Century (Londra, 1996); G. Eley, Forging Democracy. The History of the Left in Europe, 1850-2000 (Oxford, 2002).
[04] “Italian and Spanish anarchism compared: Nation, region and patriotism, 1860-1945”, yayınlanacak.
[05] “Popular anti-Semitism and French anarchism: 1880’s to 1900s”, yayınlanacak.
[06] “The Makhnovschina, Ukranian nationalism and the Russian Civil War, 1918-1921”, yayınlanacak.
[07] “Gustav Landauer and Rudolf Rocker: National Identity, Ethnicity and Anarchism”, yayınlanacak.
[08] E. Hobsbawn, “The Fortunes of Marx’s and Engels’ Writings”, E. Hobsbawn (ed.) , ed., History of Marxism, cilt 1, Marxism in Marx’s Day içerisinde; F. Andreucci, “The Diffusion of Marxism in Italy during the Ninetieenth Century”, R. Samuel ve G. Stedman Jones (ed.) , editörler, Culture, Identity and Politics. Essays for Eric Hobsbawn (Londra, 1983) içerisinde; F. Andreucci, Il marxismo collectivo. Socialismo, marxismo e circolazione delle idee dalla second alla terza internazionale (Milano, 1986).
[09] C. Levy, “Introduction: Historical and Theoretical Themes”, C. Levy (ed.) , ed., Socialism and the Intelliegentsia, 1880-1914 (Londra, 1983) içerisinde, s. 8-10.
[10] D. Stafford, From Anarchism to Reformism: A Study of Political Activities of Paul Brousse 1870-90 (Londra, 1971); C. Cahm, Kropotkin and the Rise of Revolutionary Anarchism, 1872-86 (Cambridge, 1989); G. Esenwein, Anarchist Ideology and the Working-Class Movement in Spain, 1868-1898 (Berkeley, 1989); K.S. Vincent, Between Marxism and Anarchism: Benoît Benoit Malon and French Reformist Socialism (Berkeley, 1992); N. Pernicone, Italian Anarchism, 1864-92 (Princeton, 1993).
[11] M. Finn, After Chartism: Class and Nation in English Radical Politics (Cambridge, 1993).
[12] K.S. Vincent, P.J. Proudhon and the Rise of French Republican Socialism (Oxford, 1984), s. 109-114.
[13] P. Thomas, Karl Marx and the Anarchists (Londra, 1980), s. 186, 271.
[14] Esenwein, Anarchist Ideology, s. 22-34; Pernicorne, Italian Anarchism, s. 11-56.
[15] T.R. Ravindranathan, Bakunin and the Italians (Montreal, 1986), s. 57-71.
[16] P. Avrich, The Haymarket Tragedy (Princeton, 1984); B. Nelson, Beyond the Martyrs. A Social History of Chicago’s Anarchists 1870-1900 (New Brunswick, NJ, 1988).
[17] E. Civolani, L’ anarchismo dopo la Comune. I casi italiano e spagnolo (Milan, 1981); M. Antonioli, Vieni o Maggio: Aspetti del Primo Maggio in Italia traa Ottocento e Novecento (Milan, 1988); M. Antonioli, “Bakunin tra sindacalismo rivoluzionairoe e anarchismo”, M. Antonioli, Azione diretta e organizzazione operaia. Sindacalismo rivoluzionario e anarchismo tra la fine del’Ottocento e il fascismo (Manduria-Bari-Rome, 1990) içerisinde; G. Manfredonia, “Pour ou contre la République?: Les anarchistes françaeises et la tradition republicaine, 1848-1914”, Les aAnarchistes et la révolution française (Paris, 1990) içerisinde; J. Jennings, “Syndicalism and the French Revolution”, Journal of Contemporary History, Cilt 27 (1992), s. 43-65. Anarşist alt-kültür için bakınız, S. Gemie, “Counter-Community: An Aspect of Anarchist Political Culture”, Journal of Contemporary History, Cilt 29 (1994), s. 349-67.
[18] R. Tombs, The Paris Commune of 1871 (Londra, 1999).
[19] J.M. Smyth, “Left Responses to Nationalism in Spain: Federal Republicanism, Anarcho-Collectivism and the Marxist Parties”, Cahm ve Fišera Fisera, Socialism and Nationalism içerisinde, Cilt III, s. 19.
[20] İyi genel değerlendirmeler için bakınız, J.C. Cahm, “Bakunin”, Cahm ve Fišera Fisera, Socialism and Nationalism içerisinde, Cilt I, s. 33-49; J.C. Cahm, a.e. içerisinde, Cilt III, s. 50-68; editörlüğünü Marshall Shatz’ın yaptığı Statism and Anarchism’e bakınız (Cambridge, 1990).
[21] Malatesta, “Pietro Kropotkin — – Ricordi e critiche di un vecchio amico”, Studi sociali, 15 Nisan 1931, Movimento Anarchico Italiano Movimento Anarchico Italiano içerisinde, ed., Errico Malatesta. Pensiero e Volontà Volonta (Carrara, 1975), s. 368-79.
[22] Forman, Nationalism and the International Labour Movement, s. 22-40.
[23] Joll, The Anarchists, s. 75.
[24] M. Vuilleumnier, Horlogers de l’anarchisme: émergence d’un mouvement: la Féedération jurassienne (Lozan Lausanne, 1988).
[25] G. Claeys, “Reciprocal Dependence, Virtue and Progress: Some Sources of Early Socialist Cosmopolitanism and Internationalism in Britain 1750-1850″ the Labour Movement, F. van Holthoon ve M. van der Linden (ed.), Internationalism in the Labour Movement 1830-1940 içerisinde 1830-1940”, Cilt I (Leiden, 1988).
[26] R. Harrison, Before the Socialists: Studies in Labour and Politics, 1862-1881 (Londra, 1965).
[27] M. van der Linden, “The Rise and Fall of the First International: An Interpretation”, van Holthoon ve van der Linden, Internationalism in the Labour Movement içerisinde.
[28] M. van der Linden, “The National Integration of European Working Classes, 1870-1914. Exploring the Causal Configuration”, International Review of Social History, Cilt 33 (1988), s. 285-311.
[29] O güne ait canlı bir değerlendirme için bakınız, A. Hamon, Le socialisme and le Congrès Congrés de Londres (Paris, Stock, 1897).
[30] 1907 Anarşist kongresi için bakınız, M. Antonioli (ed.) , ed., Dibattito sul sindacalismo. Atti del Congresso Internazionale Anarchico di Amsterdam (1907) (Floransa, 1978).
[31] W. Thorpe,’The Workers Themselves’: Revolutionary Syndicalism and Industrial Labour, 1913-1923 (Dordrecht, 1989), Bölüm 1-2.
[32] S. Milner, “The International Labour Movement and the Limits of Internationalism: The International Secretariat of National Trade Union Centres, 1901-1913”, International Review of Social History, Cilt 33 (1988), s. 1-24.
[33] Değerlendirmeler İncelemeler için, bakınız, M. van der Linden ve W. Thorpe (ed.), Revolutionary Syndicalism: An International Perspective (Aldershot, 1990); M. van der Linden, “Second Thoughts on Revolutionary Syndicalism”, Labour History Review, Cilt 63, 2 (1998), s. 182-196. Sendikalizmi Avrupa’daki daha geniş işçi sınıfı hareketleri içerisine yerleştirmeye yönelik cüretli bir girişim için bakınız, M. Mann, “Sources of Variations in Working-Class Movements in Twientieth Century Europe”, New Left Review, 212 (Temmuz/Ağustos, 1995), s. 14-54. Yirminci yüzyılın başlarındaki grev dalgaları için bakınız, F. Boll, “International Strike Waves: A Critical Assessment”, W.J. Mommsen ve H.-G. Husung (ed.), The Development of Trade Unionism in Great Britain and Germany, 1880-1914 (Londra, 1985) içerisinde, (Londra, 1985).
[34] V. Burgmann, Revolutionary Industrial Unionism. The Industrial Workers of the World in Australia (Cambridge, 1995); L. van der Walt, “Revolutionary Syndicalist Organising in South Africa: The Internationalist Socialist League and the Industrial Workers of Africa, 1916-19”, “Syndicalism: Swedish and Historical Experiences”, Stockholm Üniversitesi (13-15 Mart 1998); L. van der Walt, “‘The Industrial Union is the Embryro of the Socialist Commonwealth’. The International Socialist League and Revolutionary Syndicalism in Ssouth Africa, 1915-1920”, Comparative Studies of South Asia, Africa and the Middle East, Cilt 19, Sayı 1 (1999), s. 1-24; N.A. Sellars, Oil, Wheat and Wobblies: The Industrial Workers of the World in Oklahoma, 1905-1930 (Norman, 1998).
[35] D. Gabaccia, “Worker Internationalism and Italian Labor History, 1870-1914”, International Labor and Working Class History, Cilt 45, 1 (1999), s. 63-79; D. Gabaccia, Italy’s Many Diasporas (Londra, 2000), s. 106-28; D. Gabaccia and F. Ottanelli (ed.), Italian Workers of the World: Labor Migration and the Formation of Multiethnic States (Urbana ve Chicago, 2001); C. Levy, “Currents of Italian Syndicalism before 1926”, International Review of Social History, Cilt 45 (2000), s. 4; M. M. Topp, Those without a Country: The Political Culture of Italian American Syndicalists (Minneapolis, 2001).
[36] İyi bir genel değerlendirme için bakınız, J. Jennings, Syndicalism in France. A Study of Ideas (Basingstoke, 1990).
[37] N. Papayanis, Alphonse Merrheim: The Emergence of Reformism in Revolutionary Syndicalism, 1871-1915 (Dordrecht, 1985); K. H. Tucker, French Revolutionary Syndicalism and the Public Sphere (Cambridge, 1996), pp. 159-80.
[38] Genel olarak bakınız, S. Milner, The Dilemmas of Internationalism: French Syndicalism and the International Labour Movement, 1900-1914 (Oxford, 1990).
[39] Bu grevi C. Levy, Gramsci and the Anarchists (Oxford, 1999), s. 49-50.’de ele alıyorum.
[40] R. Magraw. “Appropriating the Symbols of the Patrie? Jacobin Nationalism and its Revival in the French Third Republic”, Berger and Smith, Nationalism, Labour and Ethnicity içerisinde, s. 39.
[41] J. Howorth, “French Workers and German Workers: The Impossibility of Internationalism, 1900-1914”, European History Quarterly, Cilt 15 (1985), s. 71-97.
[42] K. Callahan, “‘Performing Inter-nationalism’ in Stuttgart in 1907: French and German Socialist Nationalism and the Political Culture of an International Socialist Congress”, International Review of Social History, Cilt 45 (2000), s. 51-87.
[43] Howorth, “French Workers and German Worker”, s. 86.
[44] P. C. Masini, “Anarchici italiani tra interventismo e disfattismo rivoluzionario”, Rivista Storica del Socialismo, 5 (1959), s. 200-21; C. Levy, “Italian Anarchism, 1870-1926”, D. Goodway, For Anarchism. History, Theory and Practice içerisinde (Londra, 1989) içerinde, pp. 56-8; M. Antonioli, “Gli anarchici italiani e la prima guerra mondiale. Lettere di Luigi Fabbri e di Cesare Agostinelli a Nella Giocomelli (1914-1915)”, Rivista Storica dell’Anarchismo, Cilt 1, 1 (1994), s. 7-34; M. Antonioli, “Gli anarchici italiani e la prima guerra mondiale. Lettere di anarchici interventisti (1914-1915)”, Rivista Storica dell’Anarchismo, Cilt 2, 1 (1995), s. 77-87.
[45] Ulusötesi savaş dönemi radikalizmi üzerine yazını Gramsci and the Anarchists içerisinde özetledim, s. 102-104. Keza bakınız, W. Thorpe, “The European Syndicalists and War 1914-1918”, Contemporary European History, Cilt 10, 4 (2001), s. 1-24.
[46] Gramsci and the Anarchists, s. 103.
[47] D. Kirby, War, Peace and Revolution. International Socialism at the Crossroads 1914-1918 (Aldershot, 1986).
[48] Levy, Italian Anarchism, s. 58-60.
[49] A. Lindemann, “The Red Years”: European Socialism versus Bolshevism 1919-1920 (Berkeley, 1974); Thorpe, “The Workers Themselves”, bölüm 3-6.
[50] Levy, Italian Anarchism, s. 72-3. Genel olarak bakınız, S. Fedele, Una breve illusione. Gli anarchici italiani e la Russia Sovietica 1917-1939 (Milan, 1996).
[51] C. Levy, “Sac och den internationella solidariteten-hur svenska syndikalister hjälpte offren för den italienska fascismen”, Meddelande från Arbetarrörelsens Arkiv och Bibliotek, 14-15 (1980), s. 32- 39.
[52] G. Esenwein, “Anarchists in Government: A Paradox of the Spanish Civil War, 1936-1939”, F. Lannon and P. Preston (ed.), Elites and Power in Twentieth-Century Spain: Essays in Honour of Sir Raymond Carr içerisinde, (Oxford, 1990) içerisinde; C. Ealham, “From the Summit to the Abyss”, P. Preston and A. L. McKenzie, (ed.), The Republic Besieged. Civil War in Spain 1936-1939 içerisinde, (Edinburgh, 1996) içerisinde; J. Casanova, De la calle al frente. El anarcosindalisimo en España, 1931-1939 (Barcelona, 1997), s. 238-46; H. Graham, “‘Against the State’: A Genealogy of the Barcelona May Days (1937)”, European History Quarterly, Cilt 29, 4 (1999), s. 485-542.
[53] W. Thorpe, “Syndicalist Internationalism before World War II”, van der Linden and Thorpe, Revolutionary Syndicalism içerisinde, . 237-60.

Çeviri: Anarşist Bakış

Kaynak: “Anarchism, Internationalism and Nationalism in Europe, 1860-1939”, Australian Journal of Politics and History, Cilt 50, Sayı 3, 2004, 330-342.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: