ANARŞİZM NEYİN TARAFTARIDIR?

Percy Bysshe Shelley’in şu sözleri anarşizmin pratikte neyin taraftarı olduğu ve hangi ideallerin onu yönlendirdiği hakkında bir fikir verecektir:

İnsanın erdemli ruhu,
kederli bir salgın hastalık gibi olan,
neye dokunursa kirleten,
gücü;
Ve zekâ, erdem, özgürlük ile doğrunun düşmanı,
insanı ve insan mizacını köleleştiren,
mekanikleşmiş bir robot üreten,
boyun eğmeyi;
ne kullanır, ne de onu kullanana itaat eder.
Shelley’nin satırlarının ortaya koyduğu gibi, anarşistler hem kendileri için hem de diğerleri için özgürlüğe en yüksek önceliği verirler. Aynı zamanda bireyselliğin –yani her bir insanı biricik yapan niteliğin– insanlığın en önemli yanı olduğunu düşünürler. Fakat aynı zamanda bireyselliğin bir boşlukta var olmadığının, toplumsal bir fenomen [phenomenon, olgu] olduğunun da farkındadırlar. Toplumun dışında bireysellik mümkün değildir, çünkü bir kimsenin onu yaymak, geliştirmek ve büyütmek için diğer insanlara gereksinimi vardır.
Bunun da ötesinde, bireysel ve toplumsal gelişme arasında karşılıklı [reciprocal, iki yönlü] bir etkileşim vardır; bireyler toplumun içinde büyür ve belirli bir toplum tarafından şekillendirilir; aynı zamanda da kendi fikir ve davranışlarıyla yaşadıkları toplumun (ve kendilerinin ve toplumu oluşturan diğer bireylerin) şekillenmesine ve belli yönlerinin değişmesine neden olurlar. Özgür bireylere, onların umutlarına, düşlerine ve fikirlerine dayanmayan bir toplum, ancak boş bir kelimedir ve ölüdür. Bu nedenle, “insanoğlunun oluşumu, … hem toplumun, hem de bireyin katıldığı kollektif bir süreçtir” (Murray Bookchin, The Modern Kriz, s. 79). Sonuç olarak, kendini sadece toplum veya birey üzerinde temellendiren herhangi bir siyasi kuram yanlıştır.

Anarşistler, bireyselliğin olabildiğince gelişmesi için birbirleriyle ilişkili şu üç ilkeye dayanan bir toplumun oluşturulmasının asli olduğunu savunurlar; hürriyet, eşitlik ve dayanışma. Bu nedenle, komünist-anarşist Peter Kropotkin’i, “Hürriyet, Eşitlik ve Dayanışma güzel kelimeleriyle” esinlenen bir devrimden bahsederken görürüz (Ekmeğin Fethi, s. 128). Bireyci-anarşist Benjamin Tucker, anarşizmin “Sosyalizm, … gerçek Sosyalizm, Anarşist Sosyalizm’de: Hürriyet, Eşitlik ve Dayanışma’da ısrar ettiği”ni söylerken benzer bir görüşü dile getirir (Kitap Yerine, s. 363). Bu üç ilke birbiriyle bağlantılıdır.

Hürriyet, insan zekâsının, yaratıcılığının ve onurunun tam olarak olgunlaşması için temeldir. Bir başkası tarafından hükmedilmek [tahakküm altına alınmak], bireyin kendi bireyselliğini geliştirmesinin yegâne yolu olan kendi iyiliği için düşünme ve davranma şansının reddedilmesi demektir. Tahakküm aynı zamanda yaratıcılık ve bireysel sorumluluğu ortadan kaldırarak, konformizme ve sıradanlığa neden olur. İşte bu nedenle, bireyselliğin gelişmesini azamileştirecek bir toplum, baskı ve otoriteye [authority, yetkeye] değil gönüllü birliklere dayanmalıdır. Proudhon’dan alıntılarsak, “Tümü ilişkili ve tümü özgür”. Ya da Luigi Galleani’nin ifade ettiği gibi, anarşizm “birliğin bağımsızlığı içerisinde bireylerin özerkliği[dir]” (Anarşizmin Sonu Mu?, s. 35) (Daha fazlası için bakınız Kısım A.02.2 – Neden anarşistler ısrarla hürriyetin üstünde dururlar?).

Hürriyet bireyselliğin olabildiğince gelişmesi için [ne kadar] önemli ise, eşitlik de gerçek [genuine] bir özgürlüğün var olması için [o kadar] önemlidir. Büyük güç, refah ve ayrıcalık eşitsizliklerinin varolduğu sınıf-katmanlı, hiyerarşik yapıdaki bir toplumda gerçek anlamda bir özgürlük olamaz. Çünkü böyle bir toplumda ancak –hiyerarşinin tepesindeki– bir azınlık nispeten özgürken, diğerleri ise yarı köle durumundadırlar. Sonuç olarak eşitlik olmadan özgürlüğün olması ancak bir eşek şakasıdır –[yani] en fazlasından kapitalizmde olduğu gibi sahibini (patronunu) seçme “özgürlüğü”. Bunun da ötesinde, bu koşullar altında elit [seçkin] sınıflar bile gerçekte özgür değildirler; çünkü [onlar] çoğunluktan soyutlanmış, tiranlık yüzünden kısırlaşmış ve çirkinleşmiş [olan] durağan bir toplumda yaşamak zorundadırlar. Bireyselliğin en azami şekilde diğer özgür bireylerle [kurulan] iletişim sayesinde gelişmesi nedeniyle, elit sınıf mensuplarının kendi gelişme imkanları da ilişkiye geçebildikleri az sayıdaki özgür insanla sınırlıdır. (Kısım A.02.5’e de bakınız – Neden anarşistler eşitlik taraftarıdırlar?)

Son olarak, dayanışma ise karşılıklı yardımlaşma [mutual aid] demektir; aynı amaç ve çıkarları paylaşanlarla birlikte gönüllü ve kooperatif [işbirliği içinde, ortaklaşa] şekilde çalışmak. Fakat özgürlük ve eşitlik olmadan, toplum alt sınıfların üst sınıflarca tahakküm altında tutulmasına dayanan, çatışan sınıflardan oluşan bir piramide dönüşür. Böyle bir toplumda, kendi toplumuzdan da bildiğimiz üzere, “hükmet ya da hükmedilmeyi kabullen”, “kendi çıkarını gözet” ve “herkes kendine” [geçerlidir]. Aşağıdakilerin yukarıdakilere özendiği, yukarıdakilerin ise aşağıdakilerden korktuğu bu “arızalı [rugged] bireysellik”, topluluk duygusunun yokolması pahasına öne çıkarılır. Bu koşullar altında topluma yayılmış bir dayanışma mümkün değildir; ancak çıkarları birbiri ile çelişen sınıfların [kendi] içlerinde kısmi bir dayanışma mevcuttur, ki bu aslında bir bütün olarak toplumu zayıflatmaktadır. (Kısım A.02.6’ya da bakınız – Neden dayanışma anarşistler için önemlidir?)

Dayanışmanın kendini feda etmek veya kendini yadsımak demek olmadığına dikkat edilmelidir. Errico Malatesta’nın açıkladığı gibi;

“Biz hepimiz egoistiz, hepimiz kendi tatminimizi amaçlarız. Fakat anarşist en büyük tatmini herkesin iyiliği için; sağlıklı, zeki, eğitimli ve mutlu insanlar, kardeşler arasında olabileceği bir toplumun kurulması için mücadele etmekte bulur. Fakat köleler arasında yaşamaya ve kölelerin emeğinden kârını çıkarmaya uyum sağlayan, bundan memnun olan birisi anarşist değildir, olamaz.” (Errico Malatesta: Yaşamı ve Fikirleri, s. 23).
Anarşistler için gerçek refah diğer insanlar ve üzerinde yaşadığımız gezegendir. Veya, Emma Goldman’ın sözleriyle, bu “yararlı ve güzel şeylerden, içinde yaşamayı arzulayacağımız güçlü, güzel bedenler ve çevre yaratmaya yardım eden şeylerden oluşur. … {Bizim} amacımız bireyin tüm gizli güçlerinin olabildiğince özgür bir şekilde ifade edilmesidir. … İnsan enerjisinin böylesine özgürce sergilenmesi ancak tam bir bireysel ve toplumsal özgürlük altında mümkündür”, diğer bir deyişle “toplumsal eşitlik” altında (Kızıl Emma Konuşuyor, s. 67-8).
Yine bireyselliğe yüceltmek, anarşistlerin insanların veya fikirlerin toplumun dışında geliştiklerini savunan idealistler oldukları anlamında gelmez. Bireysellik ve fikirler, insanların etkin bir şekilde inceleyip, değerlendikleri maddi materyalist ve entelektüel etkileşimler sonucunda toplumun içinde oluşur ve gelişirler. Bu nedenle anarşizm, fikirlerin toplumsal etkileşim ve bireylerin zihinsel faaliyetleri sonucunda gelişip büyüdüğünü kavrayan materyalist bir kuramdır (idealizme karşı materyalizmin klasik bir tartışması için Michael Bakunin’in Tanrı ve Devlet’ine bakınız).

Bu ise anarşist toplumun tanrısal [deity] veya aşkın doğaüstü [transcendental, deneyin/insan bilincinin sınırlarını aşan] bir ilkenin değil, insanoğlunun bir yaratısı olacağını söylemek demektir, çünkü “insan ilişkilerinde daha az olmamak üzere, hiçbir şey kendi kendisini düzenlemez; özellikle de insan ilişkilerinde bu geçerlidir. Düzenlemeyi yapanlar insanlardır ve bunu kendi tavırlarına ve şeyleri anlamalarına göre yaparlar” (Alexander Berkman, Anarşizmin ABC’si, s. 185, s. 42).

Bu nedenle, anarşizm kendisini, fikirlerin gücü; insanların doğru olduğunu düşündükleri şekilde davranma ve buna göre yaşamlarını dönüştürme yetileri ve fikirlerinin gücü üzerinde temellendirir. Diğer bir deyişle, hürriyet [temelinde].

ÇEVİRİ: Anarşist Bakış
Kaynak:”A.2 What does anarchism stand for?”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: