ANARŞİSTLERİN ÇOĞU NEDEN DOĞRUDAN DEMOKRASİ TARAFTARIDIR?

Anarşistlerin çoğuna göre, özgür birlikler içindeki politika kararlarını almak için başvurulan doğrudan demokratik oylama, özgür anlaşmalarının siyasi bir tamamlayıcısıdır. Bunun nedeni ise, “özgür, baskıcı olmayan, anlaşma tarzında da tahakkümün pek çok [değişik] biçimi varolabilir … ve sadece politik denetime muhalif olmanın kendiliğinden baskıyı sona erdireceğini düşünmek … naifçetir” (John P. Clark, Max Stirner’in Egoizmi, s. 93). Bu nedenle, örgütlenme içerisinde yarattığımız ilişkiler, [örgütün] liberter mizacının belirlenmesinde onun gönüllü mizacı kadar önemlidir (daha fazla tartışma için bakınız Kısım A.02.14).

Bireylerin tam bir insani yaşam sürmek için birlikte çalışmaları gerektiği gayet açıktır. Ve böylece, “diğer bireylerle birleşmesi gerekirken”, bireyin önünde üç seçenek vardır: “diğerlerinin iradesine tabi olur (köleleştirilir) veya diğerlerini kendi iradesine tabi kılar (otorite olur) veya herkesin iyiliği için diğerleri ile kardeşçe bir anlaşma yaparak yaşayabilir (ortak olur [to be an associate, birleşik]). Hiç kimse bu gereklilikten kaçamaz” (Errico Malatesta, Yaşamı ve Fikirleri, The Anarchist Revolution, s. 85).

Anarşistler açıktır ki bu son seçeneği seçerler, ortak olmayı; çünkü [bu], bir diğerinin biricikliğine ve özgürlüğüne saygı gösterirken, bireylerin özgür ve eşit insanlar olarak birarada çalışabileceği yegâne araçtır. Yalnızca doğrudan demokraside bireyler kendilerini ifade edebilirler, eleştirel düşünce ve kendinden-yönetimi pratiğe geçirebilirler; böylece de entelektüel ve etik kapasitelerini tam olarak geliştirebilirler. Bireyin özgürlüğünü ve onların entelektüel, etik ve toplumsal melekelerini [faculty] artırması anlamında; her zaman patronun iradesine tabi olmaktansa azınlıkta kalmak bazen daha iyidir. Peki anarşist doğrudan demokrasi [fikrinin] ardında yatan kuram nedir?

Bertrand Russell’ın belirttiği gibi, anarşist “kolektif kararlar anlamında hükümetin lağvedilmesini arzulamaz: onun istediği şey bir kararın ona karşı çıkanlara zorla dayatılmasını sağlayan sistemi ortadan kaldırmaktır” (Özgürlüğe Giden Yollar, s. 85). Anarşistler, kendinden yönetimi bunu başarmanın aracı olarak görürler. Birey, bir topluluğa veya işyerine katıldığında, o artık o birliğin “yurtdaşı” (daha iyi bir kelime gerekli) olur. Birlik, tüm üyelerden oluşan meclis etrafında örgütlenir (büyük işyerleri veya şehirler söz konusu olduğunda, belirli bir ofis veya bir mahalle şeklindeki işlevsel alt gruplar da olabilir). Bu mecliste, diğerleriyle ittifak halinde [diğer bireylerle görüş birliği içinde], onun [bireyin] siyasi yükümlülükleri tanımlanır. İnsanlar, bu birliğin içindeki faaliyetlerde, eleştirel değerlendirme ve seçim yapmalıdırlar –yani, kendi işlerini [kendileri] halletmelidirler. Bireyler, (devlet veya kapitalist firma gibi hiyerarşik örgütlenmelerde olduğu gibi) itaat etme vaadinde bulunmak yerine, kendi kolektif kararlarını, arkadaşlarına karşı taahhütlerini yerine getirmeye katılırlar. Bu ise, siyasi yükümlülüğün, devlet veya şirket gibi grubun veya toplumun üstünde olan ayrı varlıklara değil, bir kimsenin yoldaş “yurtdaş”ına [fellow citizen] karşı olduğunu ifade eder.

Her ne kadar [mecliste] biraraya gelen insanlar birliklerini idare etmeye [yaracayacak] kuralları kolektif bir şekilde yasallaştırıp, bireyler olarak onlar tarafından sınırlandırılmış olsalar da; bu kuralların her zaman değiştirilebilir ve iptal edilebilir olması anlamında, [bireyler/kolektif bireyler] onlardan [kurallardan] daha üstündür. Biraraya gelen “yurtdaşlar”, kolektif olarak, siyasi “otorite”yi oluştururlar, ancak bu otorite kendileri ve seçkinler arasındaki düşey [ilişkilere] değil, kendi aralarındaki yatay ilişkilere dayandığı için bu “otorite” hiyerarşik değildir (“rasyonel” veya “doğal” konusunda daha fazlası için, bakınız Kısım B.01 – “Neden anarşistler otorite ve hiyerarşiye karşıdırlar?”). Bu nedenle Proudhon [şöyle diyor]:

“Yasaların yerine, biz sözleşmeleri {yani özgür anlaşmaları} koyacağız. Artık hiçbir yasa oy çokluğuyla ve hatta oybirliğiyle kabul edilmeyecektir; her yurtdaş, her şehir, her endüstriyel birlik kendi yasalarını yapacak” (Genel Devrim Fikri, s. 245-6).
Böyle bir sistem tabii ki herkesin alınması gereken –ne kadar önemsiz olursa olsun– her karara katlacağı anlamına gelmez. Her karar meclisin önüne getirilebilse de (eğer meclis buna karar verirse –belki de bazı üyelerinin yönlendirmesiyle), uygulamada bazı faaliyetlerle (ve keza tamamen işlevsel kararlarla) birliğin seçilmiş yönetimi uğraşacaktır. Bunun sebebi, aktivist bir İspanyol anarşistinden alıntı yapacak olursak, [şudur:] “kolektivite aslında mektup yazamaz veya sayılar yığınını toplayamaz veya yüzlerce irili ufaklı işi yapamaz –bunları ancak birey yapabilir”. “Yönetimi örgütleme” gereği bu nedenle [vardır]. “Haftada bir veya daha sık aralıklarla genel mecliste toplanan bir yönlendirici konsey [directive council] veya herhangi bir hiyerarşik görev olmaksızın örgütlenen” bir birlik tasavvur edilse bile, “ilerlemesi için lüzumlu olan tüm sorunları çözüme kavuşturduğunda”, [bu birlik] hâlâ “kesinlikle yönetsel işlevleri olan bir komisyon görevlendirir”. Ancak, meclis “bu komisyon için belirli bir hareket çizgisi belirler veya ona mecburi bir vekillik verir” ve böylece “kusursuz bir biçimde anarşist olacaktır”. Çünkü, “bu vazifelerin nasıl ilerleneceği konusunda önceden eğitimli olan nitelikli bireylere devredilmesi … o kolektifin hürriyetinden feragat etmesi anlamına gelmez” (Jose Llunas Pujols, Max Nattlau’nun alıntısı, Anarşizmin Kısa Tarihi, s. 187). Belirtilmelidir ki, bu, Proudhon’un işçi birliklerinde “tüm görevler seçimle gelinir ve kural gereği üyelerin onayına bağlıdır” fikirlerini takip eder (Proudhon, Op.Cit., s. 222).

İşçi birliklerinde “tüm görevler seçimle gelinen ve kural gereği üyelerin onayına bağlı olduğu için”, bu tip bir toplum endüstriyel demokrasiye dayanacaktır (Op.Cit., s. 222). Kapitalist veya devletçi hiyerarşi yerine; kendinden-yönetim (doğrudan demokrasi), özgür toplumu meydana getiren özgürce katılanılan birliklerin kılavuz ilkesi olacaktır. Bu, anarşist toplumun çalıştırmak zorunda olduğu birlikler federasyonu için de geçerlidir. Jose Llunas Pujols’un doğru olarak öne sürdüğü gibi, “anarşist toplumda görevlendirilen tüm komisyon ve delegasyonlar, onları seçen kesim veya kesimlerin daimi oy hakkıyla her zaman yenilenmeye veya geri çağrılmaya tabi olmalıdır”. “Mecburi vekillik” ve “tamamen yönsetsel olan işlevler”le biraraya getirildiğinde, bu “herhangi bir kimsenin kendisini bir nebze de olsa otorite olarak benimsemesini imkansız kılar” (Max Nettlau’nun alıntısı, Op.Cit., s. 188-9). Yine, Pujols, yirmi yıl önce insanların “egemenliklerini istirham etme”melerini sağlamak için “bağlayıcı vekilliğin yürürlüğe koyulması”nı talep eden Proudhon’u takip etmektedir (Ne Tanrılar,Ne Efendiler, cilt 1, s. 63).

Vekillik ve seçimlere dayanan bir federalizm vasıtasıyla, anarşistler kararların aşağıdan yukarıya doğru akmasını güvence altına alırlar. Kendi kararlarımızı olarak, kendi ortak çıkarlarımızı kendimiz gözeterek, bizi yöneten diğerlerini dışlarız. Kendinden yönetim, anarşistlere göre, iyi bir insan varoluşu için gerekli örgütlenmeler içerisinde özgürlüğü güvence altına almak için aslidir.

Tabii ki, azınlıktaysanız diğerleri tarafından yönetildiğiniz söylenebilir –“Demokratik yönetim kural hâlâ bir yönetimdir kuraldır” (L. Susan Brown, Bireysellik Siyaseti, s. 53). Tanımladığımız doğrudan demokrasi kavramı zorunlu olarak çoğunluk kuralı kavramına bağlı değildir. Birisi eğer kendini belirli bir oylamada azınlıkta bulursa, kendisini [bunu] kabul etme veya [bunu] bağlayıcı olarak kabul etmeyi reddetme arasında tercih yapma zorunluluğuyla karşı karşıya bulur. Azınlığa kendi kararını ve seçimini yerine getirme fırsatını vermemek demek, onun özerkliğine tecavüz etmek, özgürce kabul etmediği bir yükümlülüğü onun üstüne yıkmak demektir. Çoğunluğun iradesinin zorlayıcı bir şekilde uygulanması, kendiliğinden-alınan [self-assumed, kendiliğinden üstlenilen] yükümlülükler ülküsüne, dolayısıyla da doğrudan demokrasiye ve özgür birliğe aykırı bir şeydir. Bu nedenle, özgür birlik ve kendiliğinden-üstlenilen yükümlülük bağlamında doğrudan demokrasi koşulları, bırakın özgürlüğün reddedilmesini, özgürlüğün olgunlaştırılabileceği tek yoldur. (“Bireysel otonomi [özerklik] verilen sözlerin tutulması yükümlülüğüyle sınırlıdır” (Malatesta, Max Nettlau’nun alıntısı, Errico Malatesta: Bir Anarşistin Biyografisi).) Söylemeye gerek yok, ancak azınlık –eğer birliğin içinde kalırsa– kendi savunduğunu tartışabilir ve [izlenen] yolun hatalı olduğu konusunda çoğunluğu ikna etmeyi deneyebilir.
Ve anarşistlerin doğrudan demokrasiyi desteklemesinin, bizim çoğunluğun her zaman haklı olduğunu düşündüğümüz anlamına gelmediğini vurgulamalıyız. Hiç de öyle değil! Demokratik katılım meselesi, çoğunluğun her zaman haklı olması değil, ancak azınlığın genelin iyiliği yerine kendi avantajına olanı tercih etmesine izin verilemeyeceği anlamına gelir. Tarih, genel sağduyunun tahmin ettiğini, yani diktatöryal güçlere sahip herhangi birinin –devlet başkanı, patron, koca, ne olursa olsun– gücünü, kendini zenginleştirmek ve kendi kararlarına tabi olanların zararına kendini güçlendirmek üzere kullanacağını ispatlar.

Anarşistler, çoğunlukların da hatalar yapabileceğinin ve yaptıklarının farkındadır, birliğe ilişkin kuramlarımızda azınlık haklarına önemli bir yer vermemiz de bundan ötürüdür. Bu, çoğunluk kararlarına karşı azınlığın protesto hakkı üstünde temellenen ve muhalifi karar almada anahtar etmen yapan, kendiliğinden-üstlenilen yükümlülükler kuramımızdan görülebilir. Bu nedenle Carole Pateman [şöyle diyor]:

“Eğer çoğunluk kötü niyetle hareket ederse; … [bu durumda] azınlık, kendi yurtdaşlığını, bağımsızlığını ve bizzat siyasi birliğin kendisini savunmak için, –eğer uygunsa, siyasi olarak itaatsizliği içeren muhalif eylemler de dahil olmak üzere– siyasi eylemlere başvurmak zorunda kalacaktır. … Siyasi itaatsizlik muhaliflik, kendinden-yönetilen demokrasinin dayandığı aktif yurtdaşlığın olası ifade şekillerinden yalnızca birisidir. … Söz vermenin toplumsal uygulaması, taahhütlerin reddedilmesi veya değiştirilmesi hakkını da içerir; benzer şekilde, azınlıkların muvafık olmayı reddetme veya [muvafakattan] vazgeçme veya gerektiğinde ise itaat etmeme uymama haklarının pratik kabulü olmaksızın, kendiliğinden-üstlenilen siyasi yükümlülük sorumluluk pratiğinin hiçbir anlamı olmayacaktır” (Siyasal Yükümlülük Sorunu, s. 162).
Birliklerin içindeki ilişkilerin ötesine geçersek, farklı birliklerin birlikte nasıl faaliyet gösterdiklerini aydınlatmamız gerekir. Tasavvur edilebileceği üzere, birlikler arasındaki bağlantılar, birliklerin kendileri içindekilerle aynı ana hatları çizgiyi izleyecektir. Birliğe katılan bireyler yerine, şimdi konfederasyonlara katılan birliklerle karşı karşıyayız. Konfederasyonda [yer alan] birlikler arasındaki bağlantılar, üyeleri için [tanınan] “söz söyleme ve ayrılma” hakları, azınlıklar için tanınmış aynı haklar ile beraber birliklerdeki gibi yatay ve gönüllü bir mizaca sahip olacaktır. Bu yolla, toplum –katılım ve kendinden-yönetimi azamileştirerek bireyin özgürlüğünü azamileştirmeye dayanan– birliklerin birliği, toplulukların topluluğu, komünlerin komünü haline gelir.
Bu tip bir konfederasyonun çalışması kısaca Kısım A.02.9’da (“Anarşistler ne tip bir toplum istiyorlar?”) açıklanmıştır ve ayrıntılarıyla Kısım I’da (“Anarşist toplum neye benzeyecek?” tartışılmaktadır).

Doğrudan demokrasi fikri anarşist kurama gayet iyi oturur. Malatesta, “anarşistler, çoğunluğun insan toplumunun genelini yönetme hakkı olduğunu reddederler” derken bütün anarşistler adına konuşur (Op.Cit., s. 100). Görüleceği üzere çoğunluğun kendisini azınlığa dayatma hakkı yoktur –azınlık, istediği zaman birliği terk edebilir ve –Malatesta’nın sözlerini kullanırsak– “çoğunluğun kararlarına, bunların neler olabileceğini işitmemişken bile, boyun eğmek” zorunda değildir (Anarşist Devrim, Op.Cit., s. 100 ve s. 101). Bu nedenle, gönüllü birlik içindeki doğrudan demokrasi ne bir “çoğunluk yönetimi” yaratacaktır, ne de azınlığın ne olursa olsun olduğunu [dahi] fark etmeden çoğunluğa boyun eğmesini gerektirecektir. Aslında, doğrudan demokrasinin anarşist taraftarları, bunun Malatesta’nın şu argümanına uygun olduğunu belirtirler:

“Elbette anarşistler, yaşamın ortaklaşa sürdürüldüğü bir yerde, azınlığın genelde çoğunluğun görüşünü kabul etmesi gerekeceğinin farkındadırlar. Bir şeyi yapmak için bariz bir gereklilik veya yarar söz konusu olduğunda ve de bunu yapmak tüm herkesin kabulünü gerektirdiğinde; azınlık, çoğunluğun arzularına uyum göstermesi gerektiğini hissetmelidir. … Ancak bir grubun diğerine bir taraftan uyum göstermesi diğer yandan karşılıklı ve gönüllü olmalı; inatçılık yüzünden toplumsal faaliyetlerin felce uğramasından sakınmak üzere gerekliliğin ve iyi niyetin farkında olunmasından kaynaklanmalıdır. Bu, bir ilke veya yasal bir norm olarak dayatılamaz …” (Op.Cit., s. 100).
Azınlık bir yandan kapsamlı eylem yapma, protesto düzenleme ve itiraz etme haklarına, öte yandan da birlikten ayrılma hakkına sahipken, çoğunluk kuralı bir ilke olarak dayatılamaz. Aksine, bu, hiçbir azınlığın isteklerini çoğunluğa dayatamayacağını garanti altına alırken, azınlığın muhalefetine ve görüşlerinin ifade edilmesine (ve eyleme geçirilmesine) de izin veren, tamamıyla bir politik karar alma aracıdır. Diğer bir deyişle, çoğunluk kararları azınlık üzerinde bağlayıcı değildir. Her şeyden öte, Malatesta’nın belirttiği üzere:
“çoğunluğun izlediği yolun kesinlikle bir felakete yol açacağına emin olan birisinin kendi kanaatlarından fedakarlık yapması ve pasif davranması gerektiğini ve daha da kötüsü yanlış olduğunu düşündüğü politikayı desteklemesi gerektiğini, hiç kimse beklememeli ve hatta arzu dahi etmemelidir” (Errico Malatesta: Yaşamı ve Fikirleri, s. 132).
Bireyci Anarşist Lysander Spooner bile “gönüllü birliklerin tümü ya da tümüne yakını, ortadaki amaçları başarmak için bir araç olarak kullanılmak üzere, çoğunluğa –veya üyelerin bütünündden daha az olan bir kısmına– bir miktar sınırlı karar alma hakkı tanır” derken, doğrudan demokrasinin yararları olduğunu kabul etmektedir. Ancak, “birliğin tüm üyelerinin görüş birliği içinde olduğu durumlar hariç olmak üzere, bireyin iyiliğine, haklarına ve kişiliğine karşı hiçbir yasa anonim kapasitesi dahilinde haklı bir şekilde birlik tarafından dayatılamayacağından” dolayı; “hakimlik kürsüsü [tribunal] neredeyse tüm insanları temsil eder” ve [bu nedenle] yalnızca (“yasayı ve yasanın adaletini yargılayacak” olan) jürinin oybirliğiyle alacağı bir karar bireysel hakları belirleyebilir –Spooner’in jürilere olan desteği, onun birliğin tüm üyelerinin görüş birliğini sağlamanın “pratikte imkansız olacağı”nı fark etmesinden kaynaklanmaktadır (Jüri Yargılaması, s. 130 dipnot 1, s. 134, s. 214, s. 152 ve s. 132).
Bu nedenle, doğrudan demokrasi ile bireysel/azınlık haklarının çatışması gerekmez. Uygulamada, anarşist bir toplumda, doğrudan demokrasi, artı jüri sitemi ve azınlık protesto/doğrudan eylemleri ile azınlık iddialarını/haklarını değerlendirmenin/korumanın bir tür kombinasyonunun; çoğu birlikteki kararların çoğunun alınmasında kullanılabileceğini tasavvur edebiliriz. Özgürlüğün gerçek biçimleri, yalnızca doğrudan taraf olan insanların pratik deneyimleri sayesinde yaratılabilir.

Son olarak, anarşistlerin doğrudan demokrasiye olan bu desteklerinin, bu çözümün her zaman tercih edilir olacağı anlamına gelmediğini vurgulamalıyız. Örneğin, birçok küçük birlik oybirliğiyle karar almayı destekleyebilir (oybirliği ve neden çoğu anarşistin bunun doğrudan demokrasiye karşı geçerli bir alternatif olmadığını düşündüğü hakkında bir sonraki kısma bakınız). Ancak, anarşistlerin çoğu, özgür birlik içindeki doğrudan demokrasinin, anarşist bireysel özgürlük, saygınlık ve eşitlik ilkeleriyle uyumlu olan en iyi (ve en gerçekçi) örgütlenme biçimi olduğunu düşünür.

ÇEVİRİ: Anarşist Bakış
Kaynak:”A.2 What does anarchism stand for?”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: