ANARŞİSTLER ÖRGÜT TARAFTARI MIDIR?

Evet. Birlik olmadan gerçek bir insani yaşam mümkün değildir. Hürriyet, toplum veya örgütlenme olmadan varolamaz. George Barrett’in Objections to Anarchism’de işaret ettiği üzere:

“Hayatın tam anlamını kavramak için işbirliği yapmalıyız [co-orporate]; ve işbirliği yapmak için kendi arkadaşlarımızla anlaşmalar yapmak zorundayız. Ama bu gibi anlaşmaların özgürlüğün kısıtlanması demek olduğunu iddia etmek kesinlikle saçmadır; aksine onlar özgürlüğümüzün kullanımlarıdırlar [uygulanmasıdırlar].
Eğer anlaşmalar yapmanın özgürlüğe zarar verdiği şeklinde dogmalar icat edeceksek ve bu [da] insanın en sıradan günlük hazzını yasaklamak demek olacağı için; bu, özgürlüğün zorbacagaddarca [tyrannical] olması demektir. Örneğin arkadaşımla yürüyüşe çıkamam, çünkü onunla buluşmak için belli bir zamanda, belli bir yerde bulunma şeklinde bir anlaşma yapmam gerekir, ki bu Hürriyet ilkesine aykırıdır. [Bu durumda] kendi gücümü zerre kadar dahi kendimin ötesine genişletemem; çünkü bunu yapmak için başkalarıyla işbirliği yapmam gerekir ve işbirliği yapmak anlaşma demektir ve anlaşma ise Hürriyet’e karşıdır. Bu argümanın saçmalığı hemen fark edilecektir. Arkadaşımla yürüyüşe çıkmak üzere anlaştığımda kendi hürriyetimi kısıtlamıyorum, basitçe onu kullanıyorum”.

Öte yandan eğer ben üstün bilgim sayesinde arkadaşımın egzersiz yapmasının onun için iyi olduğunu karar verdiysem ve bu nedenle de onu yürüyüş yapmak için zorlamaya teşebbüs edersem, işte o zaman özgürlüğü sınırlamaya başlamış olurum. Bu, özgür anlaşma ile hükümet arasındaki fark budur” (Anarşizme Karşı İtirazlar, s. 348-9).

Örgüt söz konusu olduğunda, anarşistler “otoriteyi yaratmak bir yana, (bu) ona karşı tek çözüm yoludur; her birimizin kolektif bir çalışmaya aktif ve bilinçli bir şekilde katılmaya alışmasının ve liderlerin ellerinde pasif birer araç olmamızı sona erdirmenin tek yoludur” (Errico Malatesta, Errico Malatesta: Yaşamı ve Fikirleri, s. 86) [derler]. Yani anarşistler bir yapı içerisinde ve açık bir şekilde örgütlenmenin gerekliliğinin pekala farkındadırlar. Carole Ehrlich’in belirttiği gibi, anarşistler “yapıya karşı değilken” ve basitçe “hiyerarşik yapıyı yıkmak isterlerken”, “daima hiçbir yapıyı istemeyen örnekler olarak [gösterilmişlerdir]”. İşin aslı böyle değildir, çünkü “hesap verebilirlik, iktidarın olası en fazla sayıda insan arasında dağılması, görev rotasyonu, beceri paylaşımı ve bilgi ile kaynakların yayılması üzerine inşa edilen örgütlenmeler iyi toplumsal anarşist örgütlenme ilkeleri”ne dayanır! (“Sosyalizm, Anarşizm ve Feminizm”, Sessiz Dedikodular: Anarka-Feminist Okumalar, s. 47 ve s. 46).
Anarşistlerin örgüt taraftarı olması ilk bakışta garip gelebilir, ancak bu anlaşılabilir bitr şeydir. İki Britanyalı anarşistin dediği gibi, “sadece otoriter örgüt deneyimi olanlar için, örgütlenme ancak totaliter veya demokratik olabilir ve hükümete inanmayanlar bu nedenle örgütlenmeye de hiçbir şekilde inanmıyor gözükürler” (Stuart Christie ve Albert Meltzer, Anarşizmin Bent Kapakları, s. 122). Diğer bir deyişle, ama bunun sebebi yaşadığımız toplumdaki hemen hemen tüm örgüt biçimlerinin otoriter olması nedeniyle, ve bu nedenle de [otoriter örgütlerin] tek olası çeşit gibi görünür. Genellikle fark edilmeyen şey, bu örgüt tarzının tarihsel olarak belirlendiği; belirli bir toplum çeşidinden –itici ilkelerinin tahakküm ve sö;mürü olduğu [bir toplum çeşidinden]– kaynaklandığıdır. Arkeologlara ve antropologlara göre, yönetici sınıfı besleyen artık değerin köle emeğiyle yaratıldığı, fetih ve köleliğe dayanan ilk ilkel devletlerde ortaya çıkan bu toplum tipinin 5000 yıllık bir geçmişi vardır.

Bu zamana gelinceye kadar [geçen] yüzbinlerce yıl süresince ise karşılıklı yardımlaşmayı, üretken kaynaklara serbest ulaşabilmeyi ve komünal emeğin ürünlerinin gereksinimler dahilinde paylaşmayı içeren koperatif ekonomik faaliyet biçimine dayanan; insan ve proto-insan toplumları –Murray Bookchin’in “organik” olarak adlandırdığı– [vardı]. Her ne kadar bu toplumlarda da muhtamelen yaşa bağlı [toplumsal] konumsal sıralamaları olsa da; zorla, baskı [cezalandırma] ile dayatılan ve bir sınıfın diğer bir sınıf tarafından ekonomik sömürüsünü içeren sınıf-tabanlı bir katmanlaşmaya neden olan, kurumsallaşmış tahakküm-tabi olma ilişkileri anlamında hiyerarşiler bulunmuyordu (Murray Bookchin’in Özgürlüğün Ekolojisi adlı eserine bakınız).

Ama anarşistlerin “Taş Devrine geri dönmeyi” öğütlemedikleri de vurgulanmalıdır. Biz sadece hiyerarşik-otoriter örgütlenme tarzının insanın toplumsal evrimi boyunca görece yeni bir gelişme olması nedeniyle, onun bir şekilde kalıcı olmak “zorunda” olduğunu [iddia etmenin] anlamlı olmadığına dikkat çekiyoruz. Ortada hiçbir geçerli kanıt yokken, insanoğlunun otoriter, rekabetçi ve saldırgan davranmak için “genetik olarak” programlandığını düşünmüyoruz. Aksine bu tip davranış toplumsal olarak belirlenmiştir veya öğretilmiştir ve bu nedenle de öğretilmeyebilir de [tersi de öğretilebilir anlamında] (Ashley Montagu’nun İnsan Saldırganlığının Doğası adlı eserine bakınız). Biz ne kaderciyiz, ne de genetik belirlemeciyiz; toplumu örgütlemenin [kurumsallaştırmanın] yolları da dahil olmak üzere, insanların şeyleri yapma tarzlarını değiştirebilecekleri anlamına gelen özgür iradeye [will, istenç] inanıyoruz.

Ve toplumun daha iyi örgütlenmesi gerektiğine dair şüphe yoktur, çünkü şu anda [toplumunun] çoğunluk tarafından üretilen zenginliği ve iktidar, toplumsal piramidin en üstünde yer alan küçük bir elit azınlık arasında bölüşülmekte; ama [bu] –özellikle en diptekiler olmak üzere– toplumun kalanının yoksunluk [içinde olmasına] ve acı çekmesine neden olmaktadır. Ama bu elitler, devlet üzerindeki kontrolleri sayesinde, baskı [zor] araçlarını da kontrol etttikleri için (Kısım B.02.3’e bakınız), çoğunluğu baskı altında tutabilmekte ve onların çektiklerini göz ardı edebilmektedir –daha küçük ölçeklerde tüm hiyerarşilerde gerçekleşen bir fenomen. Böylece, otoriter ve merkezi yapılar içinde [yaşayan] insanların, özgürlüklerinin reddedilmesi nedeniyle onlardan nefret etmesi hiç de şaşırtıcı olmaz. Alexander Berkman’ın ifade ettiği üzere:

“Anarşistlerin örgütlenmeye inanmadıklarını söyleyen bir kimse boş konuşuyordur. Örgütlenme her şeydir ve her şey örgütlenmedir. Bütün bir yaşam örgütlenmedir, bilinçli veya bilinçsizce olsun. … Ancak örgütlenme vardır, örgütlenme vardır. Kapitalist toplum o kadar kötü örgütlenmiştir ki, çeşitli üyeleri acı çekmektedirler: aynen nasıl ki [bedeninizin] bir yerinde ağrınız varsa, tüm bedeniniz ağrır ve hasta olursunuz …, [benzer şekilde] bir örgütün ya da bir birliğin tek bir üyesi bile ayrımcılıktan, baskı altında tutulmaktan veya göz ardı edilmekten muaf olmaz. Bunu yapmak, ağrıyan dişinizi göz ardı etmek demektir: [sonunda da] tamamı ile hasta olursunuz” (Alexander Berkman, ABC of Anarchism, age, s. 53, s. 198).
Ama bu aslında kapitalist toplumda olanın ta kendisidir, sonucu da “tamamı ile hasta olmak”tır.
İşte bu nedenlerle anarşistler otoriter örgütlenme biçimlerini reddeder ve bunun yerine özgür anlaşmaya dayanan birlikleri desteklerler. Özgür anlaşma önemlidir, çünkü Berkman’ın sözleri ile, “(y)anlızca her bir [birey] özgür ve bağımsız bir birim olduğunda, karşılıklı fayda nedeniyle kendi tercihiyle diğerleriyle işbirliği yaptığında, dünya başarılı [bir şekilde] işleyebilir ve güçlü olabilir” (age, s. 53, s. 199). Kısım A.2.14’de tartışacağımız üzere, anarşistler özgür anlaşmanın bizzat birliğin içinde doğrudan demokrasiyle (veya anarşistlerce sıklıkla isimlendirildiği şekliyle kendinden-yönetim) tamamlanması gerektiğini vurgularlar; aksi takdirde, “özgürlük” efendilerini seçmekten daha fazla bir anlam ifade etmez.

Anarşist örgütlenme iktidarın insanların –yani alınan kararlardan doğrudan etkilenenlerin– eline geri verilmesi amacıyla [yapılan] büyük bir merkezsizleşmeye dayanır. Proudhon’dan alıntılarsak:

“Demokrasi bir aldatmaca ve Halkın egemenliği bir şaka olmadığı müddetçe, her yurttaşın, kendi bölgesi sınırları içinde kalan [çalıştığı] sanayide, her belediye, ilçe veya il konseyinde … doğrudan hareket etmesi ve çıkarlarını kendisinin idare etmesi ve onlarla ilişkilerinde tam egemenliğini kullanması gerekir” (Genel Devrim Düşüncesi, s. 276).

Bu yine ortak çıkarların koordinasyonu için federalizmin gerektiğini ima eder. Anarşizme göre, federalizm kendinden-yönetimin doğal bir tamamlayıcısıdır. Devlet’in ortadan kaldırılmasıyla birlikte, toplum “farklı bir şekilde örgütlenebilir ve örgütlenmelidir, ancak yukarıdan aşağıya bir tarzda değil … Geleceğin toplumsal örgütlenmesi, işçilerin ilk önce kendi sendikaları, ardından komünler, bölgeler, uluslar içerisinde [oluşturdukları] birlik ve federasyonları ve en nihayetinde de büyük uluslararası ve evrensel federasyon aracılığıyla tamamen aşağıdan yukarıya tarzda olmalıdır. Ancak bundan sonra özgürlük ve ortak iyinin gerçek ve hayat-verici düzeni, bireylerin ve toplumun çıkarlarını reddetmenin çok uzağında, tam aksine onları onaylayan ve uyumlu hale getiren bir düzen, gerçekleşebilir” (Bakunin, Michael Bakunin: Seçme Yazıları, s. 205-6). “Gerçek bir halk örgütlenmesi … tabandan başlayacağı” için, “federalizm Sosyalizmin siyasi örgütlenmesi ve halk yaşantısının özgür ve kendiliğinden örgütlenmesi haline gelir”. Bu nedenle, liberter sosyalizm “karakter olarak federalisttir” (Bakunin, Bakunin’in Siyasi Felsefesi, s. 273-4 ve s. 272).

Bu nedenle anarşist örgütlenme doğrudan demokrasi (veya kendinden-yönetim) ve federalizme (veya konfederasyon) dayanır. Bunlar, hürriyetin ifadesi ve çevresidirler. “Politik” düzlemde, bunun anlamı ise özgürlüğün ifadesi ve [var olması için uygun bir] çevre [nin varlığı] demek olan doğrudan demokrasi [direct democracy] ve konfederasyondur. Doğrudan (ya da katılımcı) demokrasi aslidir, çünkü hürriyet ve eşitlik, insanların [birbirleriyle] eşitler olarak görüşebileceği ve tartışabileceği ve Murray Bookchin’in “muhalifin [dissent, muhalif olan] yaratıcı rolü” olarak tanımladığışeyin özgürce uygulanmasına imkan verecek forumların gerekliliğini ifade eder. Ortak çıkarların tartışılmasını ve etkilenen herkesin arzularının yansıtılacağı bir şekilde ortaklaşa eylemin örgütlenmesini sağlamak için federalizm gereklidir. Kararların, birkaç yönetici tarafından yukarıdan aşağıya dayatılmaı yerine aiağıdan yukarıya doğru akmasını sağlamak için.

Liberter örgütlenme, doğrudan demokrasi ve konfederasyonun gerekliliği hakkındaki anarşist fikirler ileride Kısım A.02.9 ve Kısım A.02.10’da ayrıntılı olarak tartışılacaktır.

ÇEVİRİ: Anarşist Bakış
Kaynak:”A.2 What does anarchism stand for?”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: