GÖRÜNÜŞÜN ALTINDA

Posted in Kategorilenmemiş on Eylül 13, 2009 by hiaxysheytan

İki haftadan beridir dinlemekte olduğum dehşetli hikaye, adeta bir fırtına gibi üstüme çöktü. Hayatım boyunca inandığım, çok istediğim ve başkalarının faydası için uğraştığım devrim bu muydu; yoksa onun bir karikatürü müydü –benimle alay etmeye ve dalga geçmeye gelen çirkin bir canavar mı? Altı ay boyunca karşılaştığım Komünistler –fedakar, çalışkan ve yüce ideallerle doluu o erkek ve kadınlar– suçlandıkları gibi ihanet edebilecek ve dehşetli şeyleri yapabilecek nitelikte kişiler mi? Zinoviev, Radek, Zorin, Ravitch ve tanıştığım pekçok diğerleri –ülküsel bir yalan uğruna, lekeleyip, eziyet edip, öldürebilirler mi? Ama, öyleyse –Rusya’da idam cezasının kaldırıldığını baana söyleyen Zorin değil miydi? Ve yine varışımın hemen ertesinde, yeni kararnamenin yürürlüğe girdiğinin gecesinde yüzlerce insanın kurşuna dizildiğini, yani işin doğrusu Çeka’nın kurşuna dizmelerin hiç sonlanmadığını öğrendim. Devamı »

ATEİZMİN FELSEFESİ

Posted in Kategorilenmemiş on Eylül 13, 2009 by hiaxysheytan

Ateizm Felsefesi’nin yeterli bir açıklamasını yapmak için, İlahi Varlık [ing. Deity] inancındaki, ilk günlerinden bugüne gelinceye kadar yaşanan, tarihsel değişimleri ele almak gerekli olacaktır. Ancak bu, bu makalenin kapsamı dahilinde değildir. Ancak Tanrı, Doğaüstü Güç, Ruh, İlahi Varlık veya Teizm’in [Tanrı'ya inanma] özünün ifadesini bulduğu diğer terimlerin zamanla ve ilerlemeyle birlikte giderek daha fazla belirsizleştiği ve muğlaklaştığından geçerken bahsetmek yerinde olur. Diğer bir deyişle, insan aklının doğal olayları anlamayı öğrenmesiyle orantılı olarak, ve bilimin insani ve toplumsal olayları giderek ilişkilendirmesi derecesine [bağlı olarak], Tanrı düşüncesi giderek daha fazla kişisel olmayan ve karmaşık bir hale gelmiştir. Devamı »

VATANSEVERLİK, ÖZGÜRLÜĞE KARŞI BİR TEHDİT

Posted in Kategorilenmemiş on Eylül 13, 2009 by hiaxysheytan

Vatanseverlik nedir? Bir kişinin doğduğu topraklara, çocukluğunun anıları ve umutlarının, hayallerinin ve özlemlerinin bir arada toplandığı yere duyduğu sevgi midir? Çocuksu bir naiflikle, bulutların akışını seyrettiğimiz ve kendimizin de neden öylesine yumuşakça uçamadığımızı merak ettiğimiz yer midir? Milyarlarca parlayan yıldızı sayıp, ruhlarımızın derinliklerine işleyen “gözümüzün nuru mu”? Kuşların müziğini dinleyip, onlar gibi uzak diyarlara uçmak için kanatlarımız olmasını dilediğimiz yer mi? Ya da annemizin dizlerinde oturup, büyük zaferlerin ve efsanelerin hikâyeleriyle kendimizden geçtiğimiz yer midir? Kısacası, her santimetre karesinin güzelliği ve eşsiz mutluluk, zevk ve oyun dolu çocukluğumuzu temsil ettiği yere duyulan aşk mıdır? Devamı »

ANARŞİ VE CİNSİYET SORUNU

Posted in Kategorilenmemiş on Eylül 13, 2009 by hiaxysheytan

Kuvveti ve kasları solgun, çelimsiz zengin bebeler tarafından oldukça beğenilen, ancak emeği açlık kurdunu kapısından uzak tutmaya ancak yeten işçi sınıfı erkekleri, onlara sabahtan akşama kadar kölelik yapmak ve harcamaları düşük tutmak üzere her türlü çabayı sarf etmek zorunda kalan eşlere veya ev-hizmetçilerine sahip olmak için evlenirler yanlızca. [Kadının] kocasının acınacak ücretinin ikisinin de yaşamını sürdürmesini sağlamak için devamlı çaba sarfetmekten sinirleri o kadar gerilir ki, giderek asabi hale gelir ve –yazık ki kısa zamanda umut ve planlarının kül olup uçtuğu sonucuna ulaşacak ve evliliğin gerçekten de başarısız olduğunu düşünmeye başlayacak olan– lordunun ve efendisinin sevgi talebini yerine getirmekte artık başarılı olamaz. Devamı »

EMMA GOLDMAN

Posted in Kategorilenmemiş on Eylül 13, 2009 by hiaxysheytan

Emma Goldman, ailesinin küçük bir han işlettiği Rusya’daki bir Yahudi gettosunda 1869′da doğdu. Onüç yaşındayken, ailesi St. Petersburg’a taşındı. Bu tam da Alexander II’nin suikaste uğradığı ve siyasi baskıların yaşandığı bir dönemdi. Yahudi topluluğu bir kıyım dalgasıyla karşı karşıyaydı. Zamanın ciddi ekonomik güçlükler, St. Petersburg’a taşınmasından altı ay sonra Emma Goldman’ın okulu bırakarak fabrikada çalışmaya başlamasına neden oldu.

Oradayken Goldman’ın eline, kitabın kahramanı Vera’nın nihilizme yöneldiği ve cinsiyetler arasında eşitliğin ve dayanışmacı bir çalışmanın olduğu bir dünyada yaşadığı, Cherychevsky’nin “Ne Yapılmalı”sı geçti. Kitap, Goldman’ın daha sonraki anarşizminin başlangıç halindeki bir kabataslağını sunar, ve onun kendi yaşamını istediği gibi yaşama kararlığını güçlendirir. Devamı »

NEDEN KARA BAYRAK?

Posted in Anarşizm on Eylül 9, 2008 by hiaxysheytan

Neden bayrağımız kara? Kara yadsımanın gölgesidir. Kara bayrak bütün bayrakların yadsımasıdır. O, insan ırkını kendi kendisiyle karşı karşıya getiren ve insanoğlunun tekbirliğini engelleyen ulusallığın yadsımasıdır. Kara, şu veya bu devlet için, sadakat [ing. allegiance, vatan] adına insanlığa karşı işlenen tüm suçlara karşı [oluşan] kızgınlık ve hakaret halinin [rengidir]. O, hükümetlerin hilekarlıklarında, ikiyüzlülüklerinde ve entrikalarında ifade edilen insan zekasına karşı aşağılamanın karşısındaki kızgınlık ve hakaretin [rengidir]. Kara yine matemin rengidir; ulusu geçersiz hale getiren kara bayrak, onun kurbanlarının matemini tutar –daha büyük zaferler ve kanlı devletlerin istikrarı için, iç ve dış savaşlarda sayısız milyonlar katledildi. Emeği çalınarak (vergilendirilerek), insanların boğazlanmasında ve zulüm altına alınmasında kullanılanların matemini tutar. Sadece bedenin ölümünün değil, aynı zamanda otoriter ve hiyerarşik sistemler altında kötürümleştirilen ruhun matemini tutar; dünyayı aydınlatmak için asla bir şans bulamayan sansürlenmiş milyonlarca beyin hücresinin matemini tutar. Tesellisi imkansız bir kederin rengidir …

Ama kara güzeldir de. Azmin, kararlığın ve gücün rengidir; diğer herşeyin açığa çıktığı ve tanımlandığı bir renktir. Kara filizlenmenin, doğurganlığın gizemli çevresinin; karanlıkta kendini daima değiştiren, yenileyen, hayat veren ve yeniden üreten yeni bir yaşamın yetişme zeminidir. Dünya’da saklı tohum, spermin garip yolculuğu, embriyonun rahimdeki gizemli büyümesi, tüm bunların hepsinde, karanlık çevreler ve korur …

Yani kara yadsımadır, kızgınlıktır, matemdir, güzelliktir, umuttur; insan yaşamının yeni biçimlerinin, [ve bu biçimlerin] dünya ile beraber ve onun üstündeki ilişkilerinin beslenmesi ve korunmasıdır. Kara bayrak tüm bunları anlatır. Onu taşımaktan gurur duyuyoruz; [ama] taşımak zorunda olduğumuz için üzgünüz de ve bu gibi sembollerin bir daha gerekli olmayacağı günü şevkle bekliyoruz.

REINVENTING ANARCHY‘den

ÇEVİRİ: Anarşist Bakış


Kaynak:Malatesta League (malatestaleague@usa.net)

AVRUPA’DA ANARŞİZM, ENTERNASYONALİZM VE ULUSÇULUK: 1860-1939

Posted in Anarşizm on Eylül 9, 2008 by hiaxysheytan

GİRİŞ

Bu makale, anarşizmin “klasik” dönemi (1860/70-1939) boyunca, Avrupa anarşist ve sendikalist hareketlerinin enternasyonalizmi üzerine odaklanacaktır [01]. Her ne kadar anarşizm ile anarşistlerin ulusçuluğunk [nationalism, milliyetçilik] ve ulusal [national, milli] hareketlerin tam karşıtı olduğu varsayılsa da, onlar da, aynen sosyalistler ve sosyalizm ideolojisi (ve hatta Marksizm) gibi, hem ulusçulukla hem de ulus-devletle yakın ve sembiyotik bir ilişki içerisindeydiler olmuştur [02]. Ve bBu, tamamen sosyalizm ile komünizmin Avrupa’daki tarihine ait eski bir temanın uygulanmasıyla kullanılmasından elde ediliyor gösterilebilir: ulusal temelli siyasi parti veya hareketlerin aynı zamanda resmi olarak enternasyonalist ideolojiye de bağlı olanmalarının yarattığı ulusal temelli siyasi parti veya hareketlerin ikilemleri [03]. Bu, ondokuzuncu on dokuzuncu yüzyılın ortaları ile İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcı arasındaki dönemde, Avrupa’da anarşizm ile ulusçuluk arasındaki ilişkiyi sorgulamaya yönelik yaklaşımlardan sadece birisidir. Bir başka makalede, bölgeselcilik, ulusçuluk ve ulus sorununun, İtalyan ve İspanyol anarşist hareketleri içerisindeki rollerini karşılaştıracağım [04]. İkinci bir makale, 1880′den aynı yüzyılın sonuna başlangıcına kadar geçen dönemde Paris’deki anarşistler ile popüler anti-Semitizm arasındaki ilişkiyi inceleyecek [05]. Üçüncüsü, Makhnovşina içindeki (1918-1921 Rus İç Savaşı sırasında zaman zaman Ukrayna’nın önemli bir kısmını kontrolü altına alan Nestor Makhno’nun Ukraynalı “anarşist” ordusu) azınlıkların, özellikle Yahudilerin rolünü inceleyecek [06]. Dördüncü makale ise, ulusçuluğun iki anarşist entelektüel kuramcısını ele alacak: Avusturyalı Marksistlerin kozmopolit bir çerçeve içerisinde ulusal kültürlerin hakkını savunmaan çabalarınyla Avusturyalı-Marksistlere benzerlikler sergileyen iki Almanı, Gustav Landauer ve Rudolf Rocker’i [07]. Devamı »

FRANSA’DA 1968 MAYIS-HAZİRAN İSYANI

Posted in Anarşizm on Eylül 9, 2008 by hiaxysheytan

Fransa’daki Mayıs-Haziran olayları, pekçok kişinin anarşizmin artık ölü bir hareket olduğunu yazmasının ardından anarşizmi yeniden radikal manzaranın içine yerleştirdi. On milyonlarca insanın bu isyanı, mütevazi bir başlangıçtan serpilip genişledi. Vietnam Savaşı karşıtı eylemler nedeniyle Paris’teki Nanterre üniversitesi yetkililerince okuldan atılan (Daniel Cohn-Bendit’in de aralarında bulunduğu) bir grup anarşist derhal bir protesto gösterisilerin düzenlenmesi için çağrısında bulundular. 80 kadar polisin gelmesi, çatışmaya katılmak ve polisi üniversite dışına çıkarmak maksadıyla dersleri terk eden öğrencileri öfkealevlendirdi. Devamı »

ANARŞİZM VE İSPANYOL DEVRİMİ

Posted in Anarşizm on Eylül 9, 2008 by hiaxysheytan

Noam Chomsky’nin belirttiği üzere, “büyük ölçekli gerçekten anarşist bir devrimin iyi bir örneği –aslında bildiğim kadarıyla en iyi örneği, Cumhuriyetçi İspanya’nın büyük bir kısmında gerek endüstriyi gerekse tarımı kapsayan oldukça esinlendirici bir anarşist devrimin yaşandığı 1936 İspanya Devrimi’dir … İnsani ölçütlere, aslında herhangi bir kimsenin iktisadî ölçütlerine göre oldukça başarılıydı. Yani üretim etkin biçimde devam ettirildi; çiftlik ve fabrikalardaki işçiler, çoğu sosyalistin, komünistin, liberalin ve başkalarının inanmak istediğinin aksine yukarıdan bir zorlama olmaksızın işlerini kendi başına yürütme becerisine fazlasıyla sahip olduklarını gösterdiler”. 1936 Devrimi, “anarşist fikirleri nüfusun oldukça büyük kesimlerine yayan üç kuşaklık bir deneyime, düşünceye ve çalışmaya dayanıyordu” (Radikal Öncelikler, s. 212). Devamı »

İTALYAN FABRİKA İŞGALLERİNDE ANARŞİSTLER

Posted in Anarşizm on Eylül 9, 2008 by hiaxysheytan

Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından, tüm Avrupa’da ve dünyada kitlesel bir radikalleşme başlamıştı. Sendika üye sayıları patlamış; grevler, gösteriler ve çalkantılar ajitasyon sayesinde muazzam seviyelere ulaşmıştı. Bu kısmen savaş yüzünden, kısmen ise Rus Devrimi’nin görünüşteki başarısı yüzündendi. Rus Devrimi’nin çoşkusu Joseph Labadie gibi bireyci anarşistlere bile bulaşmıştı; [o da] diğer pek çok anti-kapitalist gibi, “doğu’daki kızıllığın daha parlak bir günün umudunu {müjdelediğini}”, ve Bolşeviklerin “endüstriyel kölelikğin cehenneminden çıkmak için en azından övgüye değer çabalar gösterdiği”ni söylüyordu (Carlotte R. Anderson’un alıntısı, Önde Gelen Amerikalı AnarşistlerAll-American Anarchist, s. 225 ve s. 241). Devamı »

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.